İçine kapanık kimseler duygularını, acılarını açıkça konuşmaya, çoğu zaman “içi dışı bir” kişilerden daha çok gereksinme duyarlar. En kabuğuna çekilmiş, sert kimseler de sonunda insandır. Bu gibilerin “sessiz deniz”lerine cüretle, iyi niyetle dalıvermek çoğu zaman, onlara dünyanın en büyük iyiliğini yapmaktır.
Bülbülü dinlerken sarsılarak ağlamaya başladım; çünkü çektiğim acıyı daha fazla bastıramıyordum. Kendimi tutamayarak tepeden tırnağa en derin bir ıstırapla titriyordum. En sonunda konuşabildiğim zaman, “Keşke hiç doğmasaymışım! Keşke Thornfield’e gelmeseymişim!” diye inledim.
“Ayrılacağına üzüldüğün için mi?”
İçimdeki sevginin, acının köpürttüğü şiddetli heyecan benliğimi bütün bütün sarıp kendi benliğini dile getirmek için çırpınıyordu.
“Thornfield’den ayrılacağıma üzülüyorum. Çünkü Thornfield’i seviyorum. Thornfield’i seviyorum ;çünkü çatısının altında mutlu, dopdolu bir yaşam sürdüm.
…
Sizden ayrılmamın kaçınılmaz olduğunu görebiliyorum; ama ölümün kaçınılmaz olduğunu düşünmek gibi bir şey bu.”