Hacı siyaseti bir tür ticaretmiş gibi görüyor ve kendisini zamanın en büyük politikacısı olarak kabul ediyordu. Her yerde bulunmaktan, hep ön saflarda görünmekten, önemli adam havalarına girmekten, başkalarının sözlerini kesmekten bir tür doğal cesaret sahibi olmuştu.
Sözünü bitirdi mi, muhatabının gözlerinde etki bırakıp bırakmadığını araştırıyordu. Bu iş için Allah vergisi bir istidadı da vardı. Çünkü geveze, girişken, yüzsüz, etliye sütlüye karışan ve herkesin anlayacağı dilde konuşabilen biriydi.
Bir eşek kadar bile kafamız çalışmıyor; hep kazığı yiyen biz oluyoruz. Ama kendimizi en akıllı varlık sanıyoruz. Mucizevi bir şekilde ortaya çıkacak ve canımıza okuyacak bir diktatör bekliyoruz hep..."