Tanrı, Tanrı'daki soruyu açıyorsa, sorunun tam açılışı ise, Tanrı'nın hiçbir basitliği olmaz. Ve, öyleyse, klasik akılcılar için düşünülemez olan burada kendi kendisine aşikar olmaktadır. Kendi sorgulanabilirliğinin ikililiği içinde ilerleyerek, Tanrı en basit yollarda davranmıyor; o güvenilir değildir, o samimi değildir.
İbni Arabi yeteri kadar paradoksal, her şeyi kapsayan bir Tanrı'ya inanmaktadır. Aynı zamanda içkin ve aşkın olmaya yeterli imkansız bir Tanrı'ya. Derrida ikili zıtlıkları bir yokluğu örttükleri için reddediyorken, İbni Arabi düalizme bir mevcudiyeti perdeledikleri için kızgındır, yani bir paradoksun mevcudiyetini, Tanrı'nın düşünülemez birliğini perdelemişlerdir.
Herifin biri Cebir II dersinden kaldığını söylemek için arıyor.
Sadece pratik yapmak için, “Öldür kendini,” diyorum.
Kadının biri arayıp, çocuklarının çok yaramaz olduğunu söylüyor.
Bir dakika bile vakit kaybetmeden, “Öldür kendini,” diyorum.
Adamın biri arayıp arabasının bozulduğunu söylüyor.
Öldür kendini.
Kadının biri telefonda filmin son seansının kaçta olduğunu soruyor.
Öldür kendini.
“Orası 555 13 27 değil mi? Moorehouse Sineması değil mi orası?” diye soruyor.
Öldür kendini, diyorum. Öldür kendini. Öldür kendini.
Kızın biri arayıp “Ölmek insanın canını çok yakar mı?” diye soruyor.
Bak tatlım, diyorum, evet yakar ama yaşamaya devam etmek
çok daha fazla acıtır.