Bizim halkımız çok 100 yıl öncelerinden beri uyur. Çok kötü biçimde afyonlanmış gibi uyur. Üfürükle tükürükle sersem tavuğa çevirmişlerdir onu. Bizim halkın durumunda olup da, uyanmak çok zordur örneğin!
Öğrenciler solcu şiirler yazıyor, sol kitaplar okuyormuş örneğin. Sol kitap, sağ kitap diye bir ölçü olur mu? Nitelikli kitap diye bir ölçü kullanılabilir belki. En iyisi, okurun düzeyini eğitimle yükseltip, yargıyı ona bırakmak, kitaplıkları yasaksız çalıştırmaktır. Ben de böyle düşünüyorum örneğin.
Köy Enstitüleri’nde dayak yasak örneğin. Öğretmen öğrenciyi döverse, öğrenci öğretmene karşılık verebilir örneğin. Dayağın insan kişiliğini daha körpeceyken ezdiğini kavramayan eğitimciler bile, köy Enstitüleri’nde dayağa karşı uygulanan bu ilkeyi Türk ahlak anlayışına çok aykırı buldu.  Hiç dayak atan öğretmene karşılık verilir mi? Dayak cennetten çıkmadır. Öğretmenin vurdugu yanakta gül biter. Uyduruk bir takım gerekçeler her zaman bulunur.
Çekim yasası sayesinde zor ve mücadelelerle dolu bir hayat yaşamışsınızdır. Hemen şu an evrene bağırın, “Hayat çok kolay! Hayat çok iyi! Tüm iyi şeyler bana gidiyor!“