Fakat ben kapağına bakılıp seçilecek bir kitap değil, satırlarında kaybolmayı göze almayı gerektirecek karmaşık, devrik, sancılı bir romandım.
Acaba ben Sylvia Plath miyim
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Hele böyle, şimdiki gibi, yakınımda olduğun zamanlar. Sanki sol kaburgamın altında bir yerde bir ip varmış da bu ip senin sol kaburgana sımsıkı bir kördüğümle bağlanmış. Öyle sanıyorum ki aramıza dağlar, denizler girerse bizi birbirimize bağlayan bu ip kopacak. O zaman da için için kanlarım akacakmış gibi bir kuruntuya kapılıyorum. Sana gelince… Sen hemen unutursun beni!"
Kitap 16 yaşında akıl hastası bir genç kızın şizofreni olması, iyilesme çabası tarzi seyleri anlatiyor. Deborah bir şeylerin farkina vardikca bende onunla birlikte vardım. Bende onunla birlikte çabaladım gibi hissettim. Ve cok ama cok üzüldüm. Anlaşılmak, dışlanmamak ve sağlıklı bir mentale sahip olmak ah ne değerli şeyler. Bu kitap beni çok etkiledi. Akıcı mıydı orasi tartışılır çok uzun sürdü okumam. Sindire sindire okudum ve sevdim. Üstelik bu kitap için benim doğru kitap doğru zaman kuralı geçerli çünkü kitap doğruydu ama benim mental çöküşte olduğum bir dönemde okumam beni haliyle çok etkiledi. Kitabın bu derece etkileyici olmasını da yazarının da şizofren olmasına bağlayabiliriz. Otobiyografik bir roman aslında. Yani kitabın tamamına baktığımızda alanında uzman bir yazar tarafından yazıldığı çok belli oluyor. Tavsiye ederim.
Bir pazar ayininde, başını John Stainer'in "Yedi Kez Amin" adlı metninden kaldırıp kilisedeki topluluğa baktı ve bu insanlar Tanrı'nın onlara bağışladığı şeyler için hiç şükrediyor mu acaba, diye düşündü: zihinlerindeki ışık için, dostlar için, doğa yasalarına tepki olarak duyulan soğuk ve acı için, bu yasaları beklenti edinecek kadar derinlemesine kavrama yetisi için, görkemli bir ritim içinde birbirini izleyen gündüz ve gece için, yükseklere sıçrayan kıvılcımlar için, dostlar için… Yaşamlarının ne denli güzel, ne denli imrendirici olduğunu biliyor muydu bu insanlar acaba?