Fakat ben kapağına bakılıp seçilecek bir kitap değil, satırlarında kaybolmayı göze almayı gerektirecek karmaşık, devrik, sancılı bir romandım.
Acaba ben Sylvia Plath miyim
Orhan Selim, Sinop Cezaevi'ni, orada yatan Sabahattin Ali'yi düşünüyor. Karadeniz'in deli dalgalarıyla oyalanan düş gücünü... Sabahattin Ali "Aldırma gönül" demişti, Orhan Selim'in aslı da "Yeter ki kararmasın sol memenin altındaki cevahir!" Demek ki kalın duvarların ardında insan böyle ayakta kalıyordu. Hep bir umut vardı, hep bir direnç. Yaşamın gölgesi hep insanın üstündeydi.
Korint'e gelen Büyük İskender, Diyojen'i ziyaret etmiş ve bir dileği olup olmadığını sormuştur. O ise bu soruya “Gölge etme başka ihsan istemem.” yanıtını vermiştir. Verdiği cevabın asıl hali işaret parmağıyla güneşi göstererek "Benden bana veremeyeceğin şeyi esirgeme"şeklindedir.