Parasızlık, aslında bir "Gürültü"dür. "Kira ne olacak?", "Fatura nasıl ödenecek?" stresi o kadar gürültülüdür ki; senin kendi içindeki o derin boşluğu duymanı engeller. Zihin hayatta kalmakla meşgulken, mutsuz olmaya vakit bulamaz.
Para bu gürültüyü aniden kestiğinde ne olur biliyor musun? O korkunç "Sessizlik" başlar. Artık suçlayacak bir "parasızlık" veya "imkansızlık" kalmamıştır. Aynada sadece kendinle ve o devasa "Ruh Açlığı" ile baş başa kalırsın.
Sistem seni sürekli "Tüketmeye" programlamıştır. Önce miden açtır, yemekle doyurursun. Sonra egon açtır, parayla doyurursun. Sonra Ruhun açtır... İşte paranın geçmediği tek yer orasıdır.
O yüzden Ferrari'nin içinde ağlayan insanlar şımarık değil, çaresizdir. Onlar dış dünyayı (Sistemi) Upgrade ederken, içeriyi (Kendini) güncellemeyi unutanlardır.