Çetin Adal

Çetin Adal
@Suphenist
İşgal edilmiş hiç bir zihnin,Tanrısı yoktur. Her yoksul,bir başka yoksul doğurarak sefalete yeni bir rehin verdiği andan itibaren suçlu olur. Din,köleler içindir.Onlara,yaşamın veremediği teselliyi verir. OsteoSapiens
Fizyoterapist /Osteopat Bilginin Eli
Lisans
Diyarbakır
Mardin
388 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Zerdüşt kimdir ?
Zerdüşt İslamiyet‘ten önce 1000 yılında yaşadığı sanılan bir İranlıdır. Kurduğu dinin adına Mazdeizm denilmiştir. Ancak mazdıizmin kökü zerdüşt’ten çok öncedir. Zerdüşt, bu dini aratıp biçimlendirirmiş, insan erdemlerini geliştirerek tek tanrcı bir amaca yöneltmiştir. Mazdeizmin kutsal kitabı Zent avesta‘dır. Aslında gerçek bir ozan ve çok bilgili bir düşünür olan zerdüşt, Zend Avesta’nın kendisine iyilik tanrısı Ahura Mazda (hürmüz)tarafından vahyedildiğini söylemektedir. Mazdeizm, iyi tanrıla kötü tanrı ikiliğine ahuran Mazda‘yla Angra Mainyu çatışmasına dayanan bir dindir. 
Alıntı
Reklam
Sümer Tanrısı Marduk (diyarbakırda spor salonu ismi)
Bulabildiğimiz ilk düşünce ürünlerine Sümerler’de rastlıyoruz. Bu ilk düşünceleri Sümer Tanrısı Marduk simgelemektedir. Sümer Tanrısı Marduk’un büyük önemi, bugün dünya uluslarını etkileyen üç büyük dine kaynaklık etmiş olmasıdır. Tevrat‘la İncil‘deki hikayelerin, kuralların kaynağını görmek isterseniz İslamiyet‘ten önce 4000 yıla kadar inmeniz gerekecek. O zamanlar Dicle ile Fırat nehirleri arasında ( Mezopotamya )Sümerler diye adlandırılan bir kavim yaşıyordu. Sümerlerin bir çok tanrıları arasında Marduk, maddeye biçim veren ve Delta‘yı yaratan tanrı sayılıyordu. Tevratla İncil‘deki hikayelerin çoğu Sümer efsaneleridir. 
1000Kitap
Ut-Napiştim’in yaptığı gemi hikayesi
Nuh ve Tufan hikayesinin aslı olan bu Sümer efsanesi tevratla İncil’den 4000 yıl (40 yüzyıl )öncedir. Eğer Musevi kanunlarının Musa’ya tanrı tarafından yazdırıldığı doğruysa, tanrı, hamurabinin yapıtını aşırmış demektir. 
1000Kitap
Terzi Hermes
İnsanlar ölümlü tanrılar,tanrılar ölümsüz insanlardır.
1000Kitap
Duyulardan aldığımız algı
Berkeley, Treatise on the Principles of Human Knowledge (İnsan Bilgisinin İlkeleri Üstüne . Araştırma, 1710) adlı yapıtında şöyle demektedir: “Tasarımların zihinsiz varolmadığını ve varolamayacağını herkes bilir. Varolmak deyimiyle ne denmek istendiği iyice incelenecek olursa bu savım çok daha iyi anlaşılacaktır. Üstünde yazı yazdığım masa vardır dediğim zaman, onu görme ve dokunmayla algı’ladığımı söylemiş oluyorum. Bunun gibi bir koku vardı, demek ki koklamakla algı’lamıştım; bir ses vardı, demek ki işitmekle algı’lamıştım. Bütün bu anlatımlarda varolan’ın algılanan olduğu açıkça görülmektedir” Duyulur evren, duyularımızla algıladığımız evrendir. Duyularla tasarımlardan başka hiçbir şey algılanamaz. Hiçbir tasarım zihinden başka hiçbir yerde varolamaz” demektedir. Ona göre “Düşünmeyen bir varlığın bir zihin tarafından algılanmaksızın varolduğunu ilerisürmek olanaksız bir çelişmedir”
Reklam