Çetin Adal

Çetin Adal
@Suphenist
İşgal edilmiş hiç bir zihnin,Tanrısı yoktur. Her yoksul,bir başka yoksul doğurarak sefalete yeni bir rehin verdiği andan itibaren suçlu olur. Din,köleler içindir.Onlara,yaşamın veremediği teselliyi verir. OsteoSapiens
Fizyoterapist /Osteopat Bilginin Eli
Lisans
Diyarbakır
Mardin
388 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Sömürgeciler
Sömürgecilerin yönettikleri insanlara kişilik vermemeye özen göstermeleri, onların kişilik kazanmalarını engellemeleri sömürgeciliğin önemli bir boyutudur. Sömürgeciler insanları deniz kıyısındaki kum tanecikleri gibi ele alıyorlar. Birbirlerinin tıpatıp benzeri, birbirlerinden en ufak bir farklılık göstermeyen bir grup, bir sürü olarak hele alıyorlar. İnsanları bazı arzuları, istekleri, iradeleri olan bir varlık olarak, özne olarak değerlendirmiyorlar. Nesne olarak değerlendiriyorlar. İradeleri baskıyla, zülümle dağıtılmaya, parçalanmaya çalışılıyor. 
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kan davalarında ölmeyi bilmek hiç önemli değildir. Önemli olan ulusal özgürlük için, köle olmaktan kurtulmak için ölmeyi bilmektir.
İstila ‘lar
Kürdistan'ın Batı'dan Doğu'ya, Doğu'dan Batı'ya yapılan istilalarda önemli geçiş yolları üzerinde bulunması, derlenip toparlanma ve merkezileşme eğilimlerini de yok ediyordu. 7. yüzyılda Arap istilası, 11. yüzyılda Oğuz Türklerinin istilası, 13. yüzyılda Moğol istilası, 15. yüzyıl başlarında Timur istilası Kürdistan'daki ekonomik, toplumsal ve siyasal yapıları çok yakından etkiliyordu. 1514'de Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran Seferi'nin esas amacı Kürdistan idi. Bundan sonraki Osmanlı-İran savaşlarının trajik bir yönü de var. Bir kere bu savaşlar hep Kürdistan'da, yani Kürdlerin ülkesinde yapılıyor. Her ikisi de Kürdistan'da karşılaşıyor. İkinci olarak, her iki devlet de Kürdlerden devşirdiği ordularla savaşmaya çalışıyor. Bütün bunlar Kürd toplumunun yapısında kuşkusuz önemli sonuçlar ortaya çıkarıyor.
Cahş (Eşek sıpası ) ihanetçi kodu
Çatışmalarda ölen korucuların cenaze merasimlerine ise halk hiç ilgi duymuyor katılmıyor. Korucu aileleri bazen bu ilgisizlikten şikayet ediyorlar. Cenazelerinin ortada kaldığından şikayet ediyorlar. Burada “Cahş (eşek sıpası )” kavramı üzerinde durmak gereği vardır. “Cahş” Güney Kürdistan’daki ulusal Kurtuluş mücadelesi sürecinde üretilmiş bir kavram. Ulusal kurtuluşlara karşı Savaşan, yani kendi ulusuna ihanet edenler için söyleniyor. Cahş aslında doğanın sistematik bir biçimde izlenmesinden ve gözlenmesi elde edilmiş bir kavram. Çok önemli bir gerçeğe tekabül ediyor. Eşek sıpaları otlağa çıkarıldığı zaman analarının yanında dolaşmazlar. Daha çok başka hayvanların içine karışmaya çalışırlar. Örneğin atların, katırların arasında dolaşırlar, tekmelenirler veya öküzlerin arasına dalarlar, boynuzlanırlar. İneklerin, tavukların arasında bile dolaşırlar. Fakat analarından hep uzaktırlar. 
Dağ dili HAROLD PİNTER
İngiliz tiyatro yazarı Harold Pinter'in “Dağ Dili” isimli bir oyunu var. Harold Pinter bu oyunu Türkiye'de Kürdlerin durumunu gördükten sonra kaleme aldığını söylüyor. Oyun devlet dilini bilmeyen bir kadının cezaevindeki oğlunu ziyaret etmesini konu almış. Kadının oğluyla konuşması gardiyanlar tarafından engelleniyor. Gardiyanlar büyük bir terörle kadına "Sizin diliniz yok oldu, sizin diliniz yasak, artık dağ dili konuşmak yok. Devlet dili konuşacaksın" diyorlar. Kadın oğluyla konuşamıyor. Başka bir ziyarette kadına dağ dilinin konuşulmasının ikinci bir emre kadar serbet bırakıldığı, oğluyla dağ diliyle konuşabileceği söyleniyor. Oğlu da anasına "Artık dilimiz serbest, dilimizle konuşabiliriz" diyor. Fakat kadın oğlunun yalvarmalarına ve yakarmalarına rağmen konuşmuyor. Öfkesini, kinini, bakışlarıyla belli etmeye çalışıyor. Sessizlik, öfke bazı şeyleri fark edişin, bilinç oluşumunun tohumlarının atıldığı bir dönem olarak kabul edilebilir. Bilincin gelişmesi protestoyu da getiriyor. Ana protestosunu sessiz kalarak ifade etmeye çalışıyor.