Aslı Deveci

9/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2022 14. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2022 18:59
40 yıllık eşini kaybettikten sonra ona kısa, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman tebessüm ettiren, yokluğundaki boşluğu hiç akla gelmeyecek örnekleriyle açıklayan, karısını çok seven ve çok özleyen bir adamın mektupları.. Sylvie’den kitapta, kendinden bahsetmeyi cok sevmeyen, daima güler yüzlü olan, nazik, dayanıklı , zevkli, eşine her zaman destek olan, çevresini güzelleştiren bir kadındı. Yazar da eşinin ölümünden sonra, bununla yazarak yüzleşiyor, ona olan özlemi , portmontoda duran kırmızı mantosuna sinen kokusuyla, onun yarım bırakıp bir daha okuyamayacağı kitaplarla tekrar gün yüzüne çıkıyor. Kıyıda köşede kalmış, en basit hatıralarının bile onun için ne kadar özel olduğunu söylüyor. Ve eşi için yarım bıraktığı kitabını, onun adıyla tamamlamaya gidiyor. Yalnızlığını eve yeni bir kedi alarak, eşinden miras kalan bahçe çiçeklerini eşinin adına su içirerek. Eşinin sevdiği yanlarını, ona söyleyemediklerini, onu seçtiği için çok şanslı olduğunu vurguluyor kitapta. “ sen benim kısa ayağıma tıkıştırılan bir takozsun beni ayakta tuttun, sen benim iyi tarafımdın umarım ben de senin en büyük kusurun olmamışımdır.” “ sen pozitif bir kutuptun bense negatif bir kutup. Böylece ışık yanıyordu ve sık sık da kıvılcımlar çıkarıyordu.” Diğer bir can alıcı kısımsa, karısı ölmeden önce yazar her gece karısının nefes alıp almadığını kontrol edermiş, bedenini eliyle yoklayıp soğuyup sogumadığına bakarmış. Karısı da bırak uyuyayım ölmedim merak etme dermiş. Yazar bunu bana artık söyleyemezsin diyor.. Basit yazılmış gibi görünse de içinde çok derin duygular barındırıyor bu kitap.
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,7bin okunma
Reklam
9/10
·125 syf.··
2022 15. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2022 17:37
Yazarın okuduğum ilk kitabı, dilini ve üzerinde durduğu hisleri anlatışındaki özeni ve özgünlüğü çok sevdim. Kitap 5 öyküden oluşuyor. Hepsi kendi içinde etki bıraksa da benim için en güzelleri “Görüşürüz” ve “Kız Kardeşim Handan” öyküleri oldu. Ama aslında tüm öykülerin ortak noktaları var yazar bunu betimlemelerinde daha da bariz bir şekilde ortaya koymuş. Hüzün, özlem, vedalaşma, veda edememe, kendini arama, gün yüzüne çıkarmaya cesaret edemeyip bastırdığımız duygular, aile ve yakınlık konuları-duyguları bunlardan bazıları. Benzer cümlelerini de farklı öykülerinde kullanması dikkatimi çekti. Birini kaybettiğinde ya da ona veda ettiğinde onu özlemenin dışında, onun yanındaki olduğu kendisini özlediğini söylüyordu yazar. Çok etkiledi bu bakış açısı beni, aslında benlik algısını kazandığımız zamandan beri sanki tek bir kişi gibi davrandığımızı düşünürüz. Oysa tanıdık bildik ve çok sevdiğimiz birinin yanında oluşturduğumuz “ben” çok daha başka. O yüzden insan böyle durumlarda belki de karşısındakinden öte kendi halini özlüyor. Cünkü zamanla onun yanındaki kendisini de kaybetmiş olacak.. Aile kavramı üzerine kullandığı örneklemeler de çokça samimi geldi bana. Örneğin “ Ailemizin aynı çatı altında kenetleyen şey eşyaydı sanki; tek sandalyesini kullanmadığımız dört kişilik yemek masamızdı, odalarımızı birbirine bağlayan koridorlardı, yüzümüzü birbirimizin ıslaklığına kuruladığımız havluydu, paltolarımızı birbirine sarılma mesafesinde muhafaza eden portmanto, çamaşırlarımızı birbirimizin kirli sularında döndürüp duran çamaşır makinesi.” Burada birbirinden bağları kopmaya yüz tutan bir ailenin kendilerinden habersizce kurdukları aile bağını betimliyor yazar. Okurken insan hüzünleniyor, basit ve sıradan şeylerin aslında bütüne olan etkisini düşünüyor. En sevdiğim öyküde ise
Nohut OdaMelisa Kesmez · Sel Yayıncılık · 201810,5bin okunma
6/10
·86 syf.··
2022 10. kitabı
Okuduğum ilk Orhan Kemal kitabıydı. Bence yazarla tanışmak için çok ideal bir kitap. Konusu itibariyle çok sevmesem de toplumda böyle insanların da olduğunu biliyorum. Ve bu insanları ve bakış açılarını yazar çok güzel anlatmış. Çoğu yorumda kadın karakterin çok zayıf ve güçsüz olduğunu okudum ama ben öyle görmedim. Cünkü güçsüzlükten ziyade buradaki kadın karakterde öğrenilmiş toplum tarafından öğretilmiş bir kadınlık var. Kadın yaptığı işten dolayı zaten toplum dışına itilip birçok şeye maruz bırakılırken, onun tüm bunların onu daha güçlü yapması gerektiğini bekleyebiliriz ama onun da bir insan olduğunu unutmamak gerekir. Yaptığı yanlışları da, kıyamadıgı, acıdıgı, sevdiğini sandıgı ve kandırıldıgı en sonunda da şiddete uğradığı erkekten görüyor. Keşke kitabın devamı olsaydı da kadın karakterin dönüşümünü, kendi değerinin farkına varışını görebilseydim. Erkek karakter ise, sığ, cahil, kendi düşüncesiyle değil toplumun ona dayattığı düşüncelerle yaşayan, bir kadını insan olarak değil bir obje olarak gören bir gerizekalı. Arkadaşları ve ailesi de öyle ..
KüçücükOrhan Kemal · Everest Yayınları · 2021647 okunma
8/10
·112 syf.··
2022 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2022 05:50
Selçuk Baran, ne yazsa okurum dediğim nadir bir yazar. Üç öyküden oluşan kitabın ilki , Türkan Hanım’ın Ölümü ; daha önce tiyatro olarak da sahnelenmiş ve eminim ki tiyatrosu da çok güzeldir. Benim de en sevdiğim öyküsü bu oldu. Çünkü bir sürü farklı karakterin ruh tahlillerini bu denli başaralı ve içten yazabilmesi öyküyü okurken daha da içine çekiyor insanı. Türkan Hanım’ı kendisinden değil de , onun sofrasına oturup ölüm öyküleri anlattığı eşinden dostundan , çocuklarından, hatta onun hakkında atıp tutan komşusundan dinliyoruz. İnsanları haklı çıkaran tek şeyin ölüm olduğunu, insanları sevmediğini daha doğrusu yaşayışlarının onu ilgilendirmediğini, dünyada intihar eden ilk insanı merak ediyordu Türkan Hanım. Bu yüzden de hayatla ölüm arasındaki o uzun çizgide dolaştırarak oyalıyordu kendini. Sonra da iki tüp hap içip gözlerini yumdu hayata Türkan Hanım. Daha anlatmadığı birçok şey vardı belki de ama artık ölüydü sonrası yoktu. İkinci öyküsü Temmuz, Agustos, Eylül: bu sefer çok keyifli bir yolculuk öyküsü, baş karakter tatil için gidip orada dul bir kadından hoşlanıyor, tatlı sohbetleri , Salih bey ile Edibe hanım arasında ilerleyen arkadaşlıkları ikisinin de uzun zamandır unuttukları duyguları gün yüzüne çıkarıyor. İşinden, önceki hayatından kaçmak istiyor cünkü kıpırdanıp , kurtulmak istedikçe daha çok gömüldüğü bataklıktan, kişisel yetersizliklerinden, kişisel düzensizliklerinden fazlasıyla muzdarip. Edibe hanımla evlenmek istese de bu arzusu da sadece öykünün adı gibi Temmuz , Ağustos ve Eylül aylarınca sürüyor, daha sonra oynamayı çok istediği oyununu oynamak için geri dönüyor, böylece bu tatlı hikaye son buluyor. Kızmalı mı yoksa bazı şeyler tadında mı kalmalı bilemedim. Ama Edibe Hanım için çok daha güzel bir son isterdim . Diğer öykümüz Kış Yolculuğu,
Kış YolculuğuSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020592 okunma
10/10
·120 syf.··
2022 3. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2022 04:57
Melih Cevdet ile ilk tanışma kitabım oldu meger ne kadar değerli bir kalemi varmış. Garip akımının öncülerinden olan yazar oyunda, birbirlerini hiç tanımayan bir kadın ve erkeğin, rastgele bir araya gelmesiyle bi gecede hayata dair eglenceli ve bazen de çarpıtıcı diyaloglarına şahit oluyoruz. Aslında birbirlerinden çok farklı olan iki karakter konuşurken birbirleriyle çok kez catıssa da , konuşma ilerledikçe birbirlerine karşı acımasızca olan yüzlesmeleri belki de birbirlerine ayna olmalarına sebebiyet verdi. Kadın; görünür olmayı ve sevilmeyi seven , hayata karşı daha umutlu, söylediği yalanları hayatının merkezine koyup bir süre sonra gerçekle karıstıran, hayatı değiştirmek yerine kabul eden bir tipleme Erkek; hayatı alaya almayı, eğlenmeyi seven , insanlardan, çevresinden kendisinden başka her şeyden nefret ettiğine inanan ,kendini toplumun çok dışında hisseden, insanları kırmaktan korkmayan, iyi bir gözlemci Kitap gerçekten, duygu geçişlerini öyle güzel vermişti ki, kendimi o oturdukları odada içki içerken sohbet eden o kadın ve erkeği izliyormuşum gibi hissettim. Bazen bir cümleye öyle çok güldüm ki, bazen de aslında hepimizin içinde olan o dışlanmış hissini anlamaya çalışıp merakla sayfayı çevirdim. Ve kitabı okurken hiç sıkılmadım. Belki de yabancı ve bizi hiç tanımayan biriyle konuşmaktı kolay olan, yargılanmak bir kenara, belki de tanışıklıktan gelen bir bağın olmayışı bize daha da özgür hissettiriyor ve içimizdeki insanı olduğu gibi iyi ya da kötü yönleriyle çok düşünmeden çok süzmeden paylaşmasını sağlıyor. Bu da belki de yıllardır tanıdığımız biriyle ettiğimiz sohbetten daha samimi geliyor. Buna en güzel örnekte kitapta şöyle bir cümlede geçiyor. “ İnsanlar içlerini döktükçe uzaklaşıyor birbirinden. Deminki yabancılığımız daha güzeldi.” Yazarın diğer
Mikado’nun ÇöpleriMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 20212,036 okunma
Reklam