Uyarı: Bu inceleme spoiler içerir.
Ala isminde bir genç kızın, çocukluğunda yaşadığı trajedik olayların tüm hayatını nasıl etkilediği anlatılır kitapta.Ala’nın psikiyatrist G. Budayıcıoğlu’nun seanslarıyla adeta küllerinden yeniden doğuşunu bir solukta okuyacağınıza hiç şüphem yok.Başları biraz yavaş ilerlese de 200. sayfadan sonra elinizden bırakamayacaksınız.
Yazarın iç konuşmalarına yer vermesi, gelen “hastalara(yazar özellikle bu ifadeyi kullanır)” tutumu ve bölümlere kendi hayatından kesitler ile başlaması kitabın artılarından.
Gelelim eksi yanlarına.Özellikle ilk 200 sayfada yani olayın can alıcı noktalarına kadar olan kısımda yazarın sürekli kendini övmesi(bunu kendi iç konuşmalarıyla ya da gelen hastaların sözleriyle gerçekleştiriyor) beni çok rahatsız etti.Belki Yalom okumasaydım bu kadar batmayacaktı bana.
Bir diğer eksi noktası ise(kitabı henüz okumayanlar bu kısmı okumasın lütfen) Ala’nın değişimden sonraki görünüşünü anlatırken markalar vermesi.Evet yazar bunları olmazsa olmazlar olarak sunmuyor ama sürekli (gelen hastaları incelerken de) tırnakları ojeli mi değil mi, saçlar kuaförden mi çıkmış yoksa taranmış mı gibi iç konuşmaları bunun böyle olması gerektiği izlenimi uyandırıyor.
Kitabı tavsiye üzerine almıştım ve nette hiç olumsuz yorum görmeyince okumak istedim.Pişman mıyım?Bilemiyorum ama Yalom okusam daha mutlu olurdum.