"Herkes bir gün ölecek Firdevs. Sen de, ben de. Önemli olan ölene kadar nasıl yaşayacağımız. "
"Nasıl yaşayacağız. Yaşam çok zor. "
"Yaşamdan daha sert olmalısın Firdevs. Yaşam çok sert. Gerçekten yaşayanlar yalnızca ondan daha sert olanlardır.
Yer yatağına yatıp uyumaya koyuldum. Kolumdan tuttuğu gibi yatağa götürdü. Yanında boynunum bükük yürüdüm. Öyle utanmıştım ki, birkaç kez çok tökezledim. O güne kadar kimse beni kendinden üstün tutmamıştı. Babam kışın ocağının olduğu odada yatar, beni en soğuk odaya yollardı. Amcam yatakta yatar, ben tahta sedirde uyurdum. Evlendiğim zaman da, kocam yediğimin iki katı yedi, gene de gözünü tabağımdan ayırmadı.
Bütün bu hükümdarların erkek olduğunu keşfettim. Ortak yanları hırslı ve çarpık bir kişilik, paraya, cinselliğe ve sınırsız güce karşı durmak bilmez bir iştahtı. Dünyaya kötülük tohumlarını eken, halklarını talan eden erkeklerdi bunlar; kalın sesli, ikna yeteneğine sahip, tatlı sözler seçip söyleyen, zehirli oklar atan erkeklerdi. Gerçek yüzleri, ancak ölümlerinden sonra ortaya çıkıyordu Böylece tarihin aptalca bir inatçılıkla kendini tekrarladığını keşfettim.
"Bakışlarında aşık olduğunu söyleyen bir şey var."
"İnsanın bakışlarında aşkı ele veren ne olabilir ki ?"
"Bilmiyorum. Fakat özellikle senin aşksız yaşayamayacak biri olduğunu hissediyorum. "
"Ama ben aşksız yaşıyorum."
"O halde yaşamın bir yalan; ya da hiç yaşamıyorsun."