Şimdi kopardım urganlarını
Dostluğum da sensiz, düşmanlığım da
Irmak ikiyüzlü akar mı sandın
Güneş karanlıktan korkar mı sandın
Git, seninle gitsin pişmanlığım da
Bileydim lâyık olmadığını
Yürür müydüm yollarında
Sen ve ben, kavgamıza yenik düşüp pul olduk
Âmâ bir yalnızlığın zindanında boğulduk
Ne ben mehtabı aldım içime bir kuş gibi
Ne de sen bu sevdayı yaşadın bir düş gibi
Yürümekle yanıldım sana ey hummalı göl
Heyecana gömülmek ve gülmekle yanıldım
Can merhemiydi elem burcunda sessizliğin
Bilemedim ki cellat değildir yâr dediğin
Ey sarışın kahkaha, yeşil bakışlı ölüm
Aynaları sömüren bin bir nakışlı ölüm
Gir şimdi düşlerimin ebedî zindanına
Çünkü cinnetle girdin yüreğimin kanına
....
İçimde bir heyula, bir serap olduğunu
Her lahza çöktüğünü ve harap olduğunu
Bilemedim ne deniz ne mehtap olduğunu
Meğer kalbin kalbimin belâsıydı o akşam
...