Suuidea

Şimdi kopardım urganlarını Dostluğum da sensiz, düşmanlığım da Irmak ikiyüzlü akar mı sandın Güneş karanlıktan korkar mı sandın Git, seninle gitsin pişmanlığım da Bileydim lâyık olmadığını Yürür müydüm yollarında
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sen ve ben, kavgamıza yenik düşüp pul olduk Âmâ bir yalnızlığın zindanında boğulduk Ne ben mehtabı aldım içime bir kuş gibi Ne de sen bu sevdayı yaşadın bir düş gibi
Ne sabah ne ikindi sonrası sarar beni Yalnız ihmal edilmiş duygular arar beni
Yürümekle yanıldım sana ey hummalı göl Heyecana gömülmek ve gülmekle yanıldım Can merhemiydi elem burcunda sessizliğin Bilemedim ki cellat değildir yâr dediğin Ey sarışın kahkaha, yeşil bakışlı ölüm Aynaları sömüren bin bir nakışlı ölüm Gir şimdi düşlerimin ebedî zindanına Çünkü cinnetle girdin yüreğimin kanına
O Akşam
.... İçimde bir heyula, bir serap olduğunu Her lahza çöktüğünü ve harap olduğunu Bilemedim ne deniz ne mehtap olduğunu Meğer kalbin kalbimin belâsıydı o akşam ...