Akşam yatmadan önce şöyle bir otuz saniye düşünün, bugün ben kendi hayatımda, kendim olarak ne kadar vardım?
Çok düşünmenize gerek yok. İçiniz bilir ve hemen cevap verir. Üniversite öğrencilerine seminerlerimde söylüyorum. Her gün "Bugün ben kendi hayatımda, kendim olarak ne kadar vardım?" sorusunu sorun ve içinizin verdiği cevapları kaydedin, her gün kaydedin. Hafta sonu ortalamasını bulun, ay sonu ortalamasını bulun, yıl sonu ortalamasını bulun. Onlara "Hayatınızın en önemli verisini topluyorsunuz," diyorum.
Kendi yaşamında kendin olarak var olabilmek, şevkin, yaratıcılığın kaynağıdır. Yaratıcı düşüncenin kaynağıdır. İnsanın kendi yaşamında kendisi olarak var olmasına izin veren ortamlarda insan şevklidir, izin vermeyen ortamlarda ise şevksiz.*
Bazı insanlar içinde bulundukları ortam izin verdiği derecede kendileri olabilirler. Bazı insanlarsa ortama uyum sağlarken o ortam içinde kendileri olarak var olabilmeye özen gösterirler. Örneğin, öz-denetimlerini kullanarak arkadaşlarının ısrar etmesine rağmen sigara içmezler. Başkaları ufak çıkarları için yalan söylerken onlar yalan söylemezler. Sınıfta herkes kopya çekerken yaşamında dürüst bir insan olarak, kendisi olarak var olmayı önemseyen, özdenetimi olan kişi kopya çekmez.
Sorumluluk, "BİZ" bilincinin kaçınılmaz bir parçasıdır. Her öğretmenin, farkında olsun ya da olmasın, içinde taşıdığı "öğrenciler" vardır. Bir öğretmen "BİZ" dediği zaman, "ben ve öğrencilerim" demektedir.
Niyetinin saflığını keşfetmiş öğretmen, mükemmel olmaya çalışmaz. Mükemmel insan yoktur ki mükemmel öğretmen olsun. Öğretmen olan her an, şimdi-burada niyetinin saflığını elinden geldiğince yaşamaya çalışır. Mükemmel öğrenci aramaz, mükemmel öğrenci yetiştirmeye çalışmaz. Hayatında dürüstçe, kendisi olarak var olma cesaretini gösterecek öğrenciler yetiştirmeye çalışır. "Hiç hata yapmadığınız haftalar hiçbir şey öğrenmediğiniz haftalardır," der öğren-cilerine. Onun öğrencileri hata yapmaktan korkmazlar; hayatı yaşamamaktan, kendileri olamamaktan, hiç denememekten korkarlar