📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Romanı incelemeden önce kitabın başında yer alan ön sözü iyice okumak gerektiğini düşünüyorum. Stefan Zweig’ın yazdığı bu önsöz de yazarın kişiliğini,güçlü kalemini ve kısaca öz geçmişini öğreniyoruz.. Nazi döneminin en önemli sürgün yazarlarından olan Yahudi kökenli Joseph Roth bu eserini 1924 yılında yayınlamıştır.Sürgün olarak gitmek zorunda kaldığı Paris’te 1939 da yoksulluk içinde hayatını kaybetmiştir
Roman da; 1. Dünya Savaşı’nda Sibirya’da ki esir kampında 3 yıl geçirdikten sonra özgürlüğüne kavuşan Gabriel Dan, evine giderken önce dayısına uğrayıp yardım almak ister. Bunun için de Polonya’nın Rus sınırında olan kasabaya gelir ve burada Hotel Savoy’ da kalmaya başlar. İşte bu otel içinde bulunduğu sınıflandırmalarla o zamanın ekonomik yapısını ve orada yaşayan insanların hikayeleriyle de o dönemin genel yapısını açıkça ortaya koyar.
Hotel Savoy’da 7 kat bulunmaktadır. (Gabriel Dan 6. Katta kalır) İlk katlarında zengin ve statü sahiplerine göre lüks ve ihtişamlı odalar bulunurken yukarılara çıktıkça yoksul insanların sefahatini göstermektedir. Oda parasını ödeyemeyince bavulunu emanete rehinciye verenler,kötü yola düşürülen genç kızlar ve isimlerden ziyade sanki hapisane ortamı gibi oda numaralarına göre çağrılan insanlar.. Askerler, milyonerler, iflas bayrağını çekenler, döviz kaçakçıları ve varyete kızları, Hotel Savoy’da karşılaşırlar. Savaşla beraber kaosa sürüklenen dünyanın alegorisi gibidir bu otel. Savaş sonrası insanların yaşadığı tüm sıkıntıları bir otel üzerinden okuyuculara aktarıyor yazar Roth. Kendisi de bunun bedelini ödemiş biri olarak yaşananları çok dramatize etmeden gözler önüne seriyor.
Hotel SavoyJoseph Roth · Everest Yayınları · 2018188 okunma
Kitabın arka kapağında şöyle yazıyor: ”Kadın erkek ilişkileri hep böyle karmaşıkmıydı? Mark Twain soruyu yanıtlamak için bilinen en eski aşıklara çevirir gözlerini ve Amerikan edebiyatının en samimi aşk hikayelerinden biri başlar.”
Adem ve Havva’nın bilindik yasak elmayı yiyip ,cennetten kovulmalarıyla başlayan hikayesinde, Adem ve Havva’nın yaşam mücadesi verirken doğaya uyum çabaları, diğer yandan birbirlerini tanımalarını ve aşık olmalarını anlatıyor. Ama aşk kadın ve erkek gözünden nasıl algılandığını da çoğunlukla mizahi bir şekilde ayrı ayrı güncelerle okuyucuya aktarıyor. Adem ve Havva’nın aynı olayı kendi bakış açılarına göre farklı izah etmeleri kadın ve erkek farklılıklarını ortaya koyuyor. Şeytanın güncesinde ahlakın doğuş biçimini Havva’yla birlikte eleştirmesi ayrıca etkileyiciydi. Kadınların her zaman daha meraklı, daha yeniliklere açık, elini değdiği yeri güzelleştiren, çok daha zeki ,sevdiğine düşkün,duygusal ama birazcık çok konuşan(doğamız da var ne yapalım ) bir yaratık olduğu. Erkeğin ise bencil, doğayı anlamaya çalışmayan,sorgulamayan, gücünden kaynaklı yaşamını sürdüren bir yaratık olduğunu Mark Twain aktarıyor.
Mizahi dille yazılan, kısa,çabucak okunan ama etkileyici bir roman..