Ayşe Akgün

Ayşe Akgün
“Her güne hayatının en güzel günü olması için şans ver..” Mark Twain
Reklamcı
Üniversite
Sylt
268 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·176 syf.··
2026 2. kitabı
Ayşe Kulin bu kitapta Atatürk’ün hayatını kronolojik bir biyografi gibi anlatmıyor. Bunun yerine, Atatürk’ün yaşamındaki önemli dönemeçleri, kişiliğini ve insan yönünü çocukluktan başlayarak daha anlatısal ve duygusal bir dille ele alıyor. Özellikle onun yalnızlığı, sorumluluklarının ağırlığı ve bir ülkeyi yeniden kurma sürecindeki iç dünyası hissediliyor.Özel hayatını,pişmanlıklarını hatta öz eleştirisini de Atatürk'e kendi ağzından yaptırması usta bir yazar olduğunu ortaya koyuyor ama bir taraftan da rahatsız edici gerçekten Atatürk’ün düşüncelerini asla bilemeyiz!Kendi düşüncelerini kesin gibi Atatürk’ün ağzından anlatmadı hiç hoş değil başka hayali karakter olsa güzel olabilirdi ama burda asla!!Aşk hayatının özellikle bu kadar üzerinde durulması ve yorumlar saçmalıktı..Böyle zamana da ters algılanabilir ve kullanılabilir..Çok edebi bir eser niteliğinde değil.Teklif üzerine yazmış bu romanı ama çok derine inmeden sanki geçiştirmiş bu bile Atatürk e haksızlık bence.. Kitabın en güçlü tarafı şu: Atatürk’ü sadece tarih kitaplarında gördüğümüz bir lider olarak değil, düşünen, sorgulayan, fedakârlık yapan ve çoğu zaman yalnız kalan bir insan olarak göstermesi. Atatürk’ün insani yanlarını ele alması güzel, ne kadar hayatı dramatik ve yalnız olsa da..belki büyük bir Öndere dönüşmesini de bunlar sağladı diye düşünüyorum.Ama Atam keşke çok daha mutlu olsaydı Şu an bile o dönem de aldığı kararlar, devrimler ve ilerici düşünceleriyle ışık tutmayı hatta daha da ileriyi görmeyi başarmış!! Ama bizler emanetini iyi koruyormuyuz orasını düşünmeliyiz!
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,404 okunma
Reklam
7/10
·592 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Gör Beni, Cumhuriyet’in ilanından sonraki yıllarda, eski ile yeninin çatıştığı bir dönemde geçiyor. Bir yanda hâlâ Osmanlı düzenini geri getirmeye çalışanlar, diğer yanda Atatürk önderliğinde modern Türkiye’ye ayak uydurmaya çalışan bir toplum… Özellikle kadınların görünür olma ve söz sahibi olma mücadelesi kitabın merkezinde. Savaşta eşini ve oğlunu kaybeden Semiha Hanım, annesi ve dört çocuğuyla Ege’deki köylerinden İstanbul’a tutunmaya geliyor. Aile sevgiyle, emekle ayakta kalıyor. Büyük kız Ayşe dikiş dikerek evi geçindirirken, ortanca kız Ülkü romanın asıl omurgasını oluşturuyor. Ülkü; bitkilerle ilaçlar yapan, ata binen, kaybettiği baba ve ağabeyinin kıyafetlerini giyen, dönemine göre oldukça özgür ve cesur bir karakter. Küçük kardeşler İlmiye ve Ali okulda başarılı, zeki ve idealist çocuklar. Üst katlarında ise Osmanlı sadrazamı bir babanın, sürgün yıllarından kalan zengin ama modernleşmeye mesafeli ailesi yaşıyor. Onların dünyadan kopuk, uçarı oğlu Selim ile Ülkü’nün yolları kesişiyor. Bu aşk sadece iki kişiyi değil, Selim’in hayata ve dünyaya bakışını da değiştiriyor. Ama kolay bir aşk değil; ikisi de çok şeyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Yan hikâyede İlmiye’nin, okulda başta kavga ettiği Orhan’a duyduğu duygular da sınıfsal farkları ve dönemin gerilimini yansıtıyor.Okul sayfaları sümerlerle ilgili bilgiler ve din tarihiyle olan karşılaştırmalar oldukça çarpıcı ve etkileyiciydi hatta oradan bambaşka ayrı bir roman çıkardı diye düşünüyorum.. Bence Gör Beni, bir aşk romanından çok;Savaştan çıkmış bir milletin hayata tutunma çabası ve cumhuriyeti tanıma çabasında ki bir dönemi, kadınları ve değişimi anlatan güçlü bir hikâye. Sessiz ama derin.Bence herkes okumalı
Gör BeniAkilah Azra Kohen · Everest Yayınları · 202019,3bin okunma
Hastalıklı Kıskançlık!
7/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
Jo Nesbo’nun “Kıskanç Adam” adlı kitabı, Norveçli yazarın gençlik yıllarında yazdığı yedi kısa hikâyeden oluşuyor. Her biri, insana en çok acı çektiren duygulardan biri olan kıskançlığın farklı bir yüzünü gösteriyor: aşk, ihanet, intikam, gurur, hatta mesleki rekabet. Ana hikâye olan kitaba ismini de veren “Kıskanç Adam”da, Yunan adasında yaşayan bir dedektif, kendi kıskançlığının pençesine düşerken bir cinayetin gizemini çözmeye çalışıyor. Nesbo, polisiye gerilimi sadece suçun kim tarafından işlendiğiyle sınırlamıyor; asıl suçun, insanın kendi içindeki karanlıkta gizli olduğunu anlatıyor. Kitap genel olarak: akıcı, merak uyandırıcı, psikolojik ve zaman zaman ürkütücü derecede tanıdık. Nesbo’nun dili sade ama etkileyici; karakterlerin iç dünyasına ustaca dalıyor. Her öykü, “kıskanmanın” bir duygudan çok, insanın kendini tüketme biçimi olduğunu hissettiriyor.İlerde çok iyi yazar olacağının sinyallerini o zamandan vermiş gayet başarılı kısa polisiye gerilim hikayeleri diyebilirim Harry Hole serisinin devamıni sabırsızlıkla bekliyorum
Polisiye / Gerilim
Kıskanç AdamJo Nesbo · Doğan Kitap · 2024203 okunma
7/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
Sema Soykan’ın kalemini daha önce okuduğum ve çok beğendiğim Keşke, Adsız Roman ve Kilit Taşı kitaplarıyla tanımıştım. Yazar, bu kez Belki romanında, Kıbrıs’ın kanlı ve acı dolu tarihini, gerçek belge ve bilgilerle harmanlayarak bir aşk hikâyesi içerisinde bizlere sunuyor. Roman, “Anavatandaki Keşke’lerden, Yavru Vatan’daki Belki’lere uzanan zorlu, onurlu ve umut dolu bir yolculuk…” cümlesiyle başlıyor. Hikâye, 55 yaşlarında Sarah adında bir İngiliz kadının, geçmişte Kıbrıs’ta yaşanan olaylarla ilgili bir belgesel film çekme amacıyla adaya gelmesiyle başlıyor. Sarah, kendisine tercüman olarak Sevgi adında bir kadını seçer. Ancak bu seçim bir tesadüf müdür, yoksa Sarah’ın başka bir amacı mı vardır? Sevgi, mücahit bir terzinin kızı ve Kıbrıs sevdalısı genç bir kadındır. Yıllar önce büyük bir hayal kırıklığı yaşamış; sevgilisi Can, onu bir Rum kadın için terk edip güneye geçmiştir. Bu acıyı hala içinde taşısa da hayat, karşısına film için teklif getiren Yiğit’i çıkarır. Başlangıçta teklifi kabul etmekte tereddüt eden Sevgi, casuslukla suçlanan ve adı lekelendiği için yıllardır büyük acı çeken babasının adını temize çıkarmak ve Rumların Türk halkına yaptığı işkenceleri tüm dünyaya duyurmak için projeye dahil olur. Fakat süreç ilerledikçe, babasının hayatıyla ilgili hiç bilmediği gerçeklerle yüzleşir. Kitapta, Rumların İngilizlerin desteğiyle Türk halkına uyguladığı baskı ve katliamlar, gerçek tarihi belgelerle anlatılıyor. Bu vahşetin gerçekten yaşanmış olduğunu bilmek insanı derinden sarsıyor. Binlerce insan, 1974 yılında Bülent Ecevit’in önderliğinde gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadar acımasızca katlediliyor. Sema Soykan, bir yandan etkileyici bir aşk hikâyesi anlatırken diğer yandan Kıbrıs’ın yakın tarihine ışık tutuyor. Tarihi olayların romanın kurgusuna
BelkiSema Soykan · Doğan Kitap · 2025579 okunma
Hayalkırıklığı
3/10
·408 syf.··
2025 22. kitabı
Jean-Christophe Grangé’nin “Cehennem Diskosu” romanı, okuru Paris’in gece hayatının parıltılı ama çürümüş yüzüne götürüyor. Görünürde müzik, dans ve eğlenceyle dolu bir şehir var; fakat bu ışıkların ardında ölüm, hastalık ve karanlık bir gizem hüküm sürüyor. Romanın merkezinde Swift adında genç bir dedektif bulunuyor. Zeki ama içsel olarak yorgun bir karakter. Swift,80'ler Paris'in de esrarengiz bir cinayet ve yayılan tuhaf bir hastalığın(AİDS) izini sürerken kendini hem insan ruhunun derinliklerinde hem de toplumun kirli katmanlarında kaybolmuş halde buluyor. AİDS hastası ve ölmek üzere olan eşcinsel Federico'nun vahşi şekilde öldürülmesi ile başlayan ve seri cinayetlere dönüşür. Dedektif Swift' e bu olayı çözerken doktor Segùr ve Federico'nun dostu Heidi yardımcı olur.. Eşcinseller dünyası,hippilerden gelme özgürlük düşüncelerinin yozlaştırılması,psikopat vahşi bir katil... Bu sefer Grange beni hayalkırıklığına uğrattı maalesef..Romanın başından beri içine pek giremedim.Konu bütünlüğü tam yok.Hic sürükleyici değil.Grange' nın o beyin yakan sürprizleri ve heyecanı yok.Grange hayranı olsam da bu kitabı okumayın derim boş yere zaman kaybı
Polisiye / Gerilim
Cehennem DiskosuJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap Yayınları · 20251,103 okunma
Reklam