Gündelik yaşamı yok olmuş gibiydi, geçmişe ait hiç bir anısı , geleceğe ilişkin hiç bir beklentisi olmadan, tamamen ihtyacının dayattığı saplantıya kapılmış, uyurgezer gibi dolaşıyordu. Yürüyen kişi kişiliksiz bir bedendi.
Yine de pişmanlık değildi hissetiği, olsa olsa hayal kırıklığıydı, insanların mutlu olmak için sık sık itiraf edilmeyecek şeyler yapıp yine de mutlu olmayışlarına benziyordu bu.
Önceleri kendisini fena halde endişelendiren, şimdiyse unutmak istediği korkunç olayların tanığı, canlı kanıtı olarak nefret etmesi gereken bu delikanlı, tersine belki de sadece her şeyi bildiği halde ağzını açmadığından, kendisi için vazgeçilmez bir arkadaşa dönüşmüştü. Suç ortaklığı gibi çok kuvvetli bir bağ olarak aralarında kalmıştı bu olay.