Zaten, bu olaylar içinde normal olmak bir çeşit anormallik sayılmaz mı?Her devrin kendine mahsus ölçüleri vardır.Bir savaş zamanında barışta olduğu gibi yaşamak, bir inkılâp devrinde statik devirlerin kalıpları içinde sıkışıp kalmak bir gaflet, bir avarelik, bir sapıklık değil de nedir?
Eğer, bize zafer nasip olsa bile kurtaracağımız şey, yalnız bu ıssız toprakla, bu yalçın tepelerdir.Millet nerede? O henüz ortada yokturve onu bu Bekir Çavuşlar, bu Salih Ağalar, bu Zeynep kadınlar, bu İsmailler, bu Süleymanlarla yeni baştan yapmak gerekecektir.
Ankara işgal altında?Yok canım, bunu tasavvur etmek mümkün değildir.Böyle bir olay tarihî olayın mantığına zıt bir şey olur.Çünkü, Ankara bir son değil, bir başlangıçtır.