Hayır, duyumsadığı sonsuz bir yorgunluktu yalnızca, kendi üzerine çöreklenme isteği, gözler ah, özellikle gözler, o gözleri kendi içine döndürebilme, çok, çok, daha çok döndürüp kendi beyninin içini, görme ile görmemenin arasındaki farkın çıplak gözle görülemediği o yeri gözleyebilme isteği.
Burada mutlaka her şeyi değiştirecek bir olayın gerçekleşmesi gerekiyor, dedi, vardığı bu sonuca belirli bir çelişkinin gölgesi düşmüş gibiydi, çünkü sonuçta ya bundan daha kötü durumlarla karşılaşacaklar ya da bundan böyle her şey düzelmeye başlayacaktı, tabii bunu düşündürtecek belirtiler henüz olmasa da.