İnsanlar, nerdeyse doğdukları andan başlayarak, kendilerinden kaçarlar. Nereye mi giderler? Durmaksızın kendilerini ararlar. Bir insan asla olduğu kişi değildir, aradığı benliktir. Bir kere kendisine yetişirse ya da yetiştiğine inanırsa, yine ayrılır, kendini geride bırakıp kovalamayı sürdürür.
İnsanoğlunun ölümle yüz yüze gelmek için bulduğu yanıtlardan biri de aşktır. Aşk ile, bizi öldüren zamandan bazen cennete, bazen cehenneme çevirdiğimiz birkaç saat çalarız. İkisinde de zaman genişler, bir ölçü olmaktan çıkar.