Sibel Karagöz

AÇIK KAPI bazen, bu kadar ağrılı olma diyorum, kendi kendime, içten içe, söylüyorum , bozuk plak gibi, rüyalar seni görmek için çok kısa, olmuyor, olamıyor, bir tespih kopar ya, dağılır dört bir yanınıza, hangisine el vursanız, içli bir derya, yağar, durmaz, bardaktan boşalırcasına, ne tas alır, ne mendil, sonra derim ki, gün doğmadı, oysa gün de doğmuş, yıllar da geçmiş, ben hala bir gün aydınlığı beklerim, iç sesim dile gelir, uyanda balığa gidelim der, uyanmak derim, uyanmak, seneye bakarım, bir de kimliğe, geçmiş olsun derim iç sesime, artık uyansam ne ? uyanmasam ne? ölümü beklerim, kapı açık… Sibel Karagöz #sibelkaragözşiirleri #sibel_karagoz
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
BEN NİYE VARIM bir sen vardın dünyamda, andıkça , gözlerim benden muaf ağlar, sesini hatırlamaya çalıştıkça, kulaklarım, işitme yetisini kaybeder, bir de endişe içinde yarım, sesine kurban olduğum, en tatlı yanım , bir kızım der, ben ölürüm, vazgeçilmezim, annem, işte beni ben yapan , anaların anası, sultan annem, ağrımı, sızımı damlarken ,tutan, beni, ben yapan , anaların anası, sultanım, bir de beni en çok acıtan, bozuk para gibi dağıtan, yaşamak olgusunu elimden alan, anne derken, anne diyenimin olmayışı, varlık içinde yokluk çeker mi ? insan evladı, ben çektim, insan olduğumu unutarak, insan bazen, en çok da umutsuzluğun zirvesinde yürürken, anlar ve dökülür bir çift göz “ben niye varım” Sibel Karagöz #sibelkaragözşiirleri #sibel_karagoz
Şiir
... OLMADI AYRILIK ÖLÜMDEN AZ OLMADI Severdim papatya saflığın da Göz yaşımın dili vardı Dökülürdü taç yapraklarına Sen hiç işittin mi Sesimi inim inim inleyen Lime lime olan Açtın sabahın sedasına Saldın kokunu Beslendin Gülen gözlerimden Ama hiç farkına varamadın Her Gidişin bir dönüşü olmaz İnsan gider seve seve Yana yana gider Gitmek istediği için değil Tutunacak dalı kalmadığı için gider Köklerini Söke Söke gider Anladım sevdiklerimi bir bir Uğurladığım Da Anladım HAYAT vermiyor aldıklarını Dönsey Dİ Versey Dİ Gelsey Dİ Ölüm olmaz DI Sarı papatyam Olmazdı kefensiz ayrılık
Şiir
... PAZAR ‘IN SENFONİK AYRIMI orman kollarını çocuk gibi açmış nefesimi kucak kucak sarmış görüşe çıkmış gibi bacaklarım üç yaşında hoplaya zıplaya ormanın yolunu deviriyor kuşlar şakıyor köpekler havlıyor gün doğumu aldırış etmeden gözümü açıyor sanki dünya gözüme doğuyor doğdukça ışığını fener yaptıkça insanlar görüyorum öbekli göbekli mutluluğu almışlarda gözlerinden ellerine ellerinden piti kareli masa örtüsüne bardaklara tabaklara semaverden damlayan dillerine , yeni doğmuş ağızlarca rakseden neşeli seslerin içine koymuşlar gözlerim doldu ayaklarım boşaldı yitirdiğim eksiklerim ardımda sarı bir
Şiir
BOŞ DEFTER bütün istasyonlar tek tek zamanın yorganından düşmeden geçildi sektirmeden adalet bağırdı heyy burdayım eski bir valizden düştüm beni de alın beni de kimse duymadı nezaket hanım el etti buradayım canım alsana beni incitmeden kimse duymadı istasyonlar mı geçit geçitler mi İstasyon du bir garip yolculuktu içtenlik soluk gride duman sevgi vagon kolunda çiçekli bir mendil saygı fötür şapkalarda güvercin tüyü sevi uzak diyarlarda maviyle turkuazın öpüştüğü gök kalmış camda bir el vagonda soluğu kesik mi kesik bir gazete insanlar binmiş insanlar inmiş yada slaytlardan akan resim resimde tren trende bir ruhu gölge o tren zamana asılmışta
Şiir