Sibel Karagöz

KAÇ KERE ÖLÜNÜR Kİ kelamlar biter günler biter ömür biter de ölüm akla gelmez kimse burnunun ucunda açan kara gülden ölümü koklamaz koluna girmiş de selası okunmaz açık seçik başlı başına ölümdür de meftası tabutu toprağı yoktur yüreğin penceresini açıpta kimse ruhuna bakmaz sanırlar ki her ölüm bedenli oysa bedensizdi ölümlerim ruh gibi
Şiir
Reklam
CELLADIN CELLADI birisi sorgusuz sualsiz bir yanlışa kurban eder seni sonra ki gelen tüm doğruları sorgusuz sualsiz sehpasız katledersin acımadan biri senin celladındır sende başkasının hayat ne acımasız önce güveniyorsun sonra güvendiklerine güvenmemeyi öğreniyorsun celladının
Şiir
MAHPUS ÜRKEK ADIMLARIM bugün bana ilk defa güneşin turuncu şalını giydirdiler o turuncu şalın üzerinde mahpus titreyen ürkek adımlarım yürüdü ıslanmış tütünün boynu bükük dumanları yol aldı varamadığım diyarlara öpemediğim gamzelere siyah oklardan devşirme kirpiklere mil oldumda zülüflere güneşin elini verip turunç rüzgarlarla tarak olamadım bir duman yürüdü bir ben feleğin çarkı da yürüdü dört teker üzerinde ne mahpus ne viran herşey herkes
Şiir
ÜVEYİK YÜREK kayıktaydı ömrüm dalga dalga yıkıldım yakamozların şavkıydı kursağımdan geçen nesnel batışlarım çırpına çırpına suya kesilmişti soluklarım insan bir liman arıyor sırtıma dağ ayağıma vatan dilime baba ben o limana çıkamadım bakışları üvey toprağı yaban dili yabancı limansız kaldım öznesi küreksiz kaldı bu üveyik yürek Sibel Karagöz
Şiir
YAŞAMIN AYAKLARI insanlar , hepsi yağan yağmurun altında yanan sigaralar gibi atılmış ulu orta biraz ıslak biraz yanmış dumanı üstünde sus pus olmuş için için yanıyor koşup giden ayaklar dönüp duran tekerler altında yarım yarım savrulup gidiyor yağmurlar diniyor yeni sigaralar atılıyor bazen yarım bazen izmarit ya beklenen tren gelmiş ya beklenen gelmemiş
Şiir
Reklam