Sibel Karagöz

Sen hala SEN Sanıyorsun ki bitti deyince Omuzlarımdan tel tel döküldün Öyle değil işte Tel tel dökülen Ateş Tenimde her an kor Alev Alev... Sönmeyen dönmeyen Ateşşş... Sen hala eskimeyen ilk ve tek SEVDAM Sen hala titreyen ürkek yüreğimin SAHİBİ SEN HALA SEN Benden içeri k/Özüm İki gözümün çiçeği Bitmedi BitmeZzz... Sibel KARAGÖZ
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
HAYALPEREST bembeyazdı papatya tarlası gözümü saatlerce alamadığım saflığın türküsü y’ele değmiş ıtırlı kokusu burnumun direğini sızlatıyor genzimde alev alıyor baktıkça büyüyor yanımı yöremi sarıyor içimin kilitli mahzenlerinde parsel parsel toprak vatan sahibi oluyor küçük bir yel büyüyor büyüyor da fırtınalara , fırtınalardan tsunamilere dönüyor hayaller hayaletlere dönüyorda kasalarca hayallerim kasabaları taşıp şehirlere şehirleri geçip ardıma gölgeleniyor ben kendi kendimi hayal mezarlığımda gölgemi gölgeleyerek gömüyorum plakalar değişiyor ben bir hayal kırıklığına daha mezar oluyorum gölgelerim ard arda peşim sıra toprak değişiyor bayrak değişiyor benim hayalet kasabam gölgesine aşık gölgemi gölgeleyerek bembeyaz papatyalara can veriyor ıtırlı kokusunda burnumun direğini sızlata sızlata saflığın türküsünü dağlıyor... ortalık yerde
YOL HİKAYESİYDİ bir yol hikayesiydi hayat düşmek de vardı kalkmakta yaraları sarmakta ihanetten yalandan gül gibi solmakta herkes doğuyor da ölüyor da süprizi yoktu mevlütü vardı hayırlara kapı açan rahmeti ışıkları yakan arada da soluğu vardı bir nefeslik “yaşamak “ diyorlardı şimdilerde düşünüyorum düşlere dala dala bu kadar yara sarmaşık gibi sarmasaydı kırılan boynum güneşi selamlar mıydı gün’aydın yaşamak der miydi günleri devirdim ayları heybelere doldurdum
YAŞAMIN MAYASI yüreğin mayası düş’tü düşsün derdim düş’ün mayası yüreğin yılkıları evreni sarsın dört nala saçsın düş’ü... düş’leri ırksız , dinsiz ,meteliksiz düş’leri düşürmeden eksin çalsın sevginin mayasını dünyanın yoğurduna yiğidin merdine kadının deli’kanlısına bebelerin beşiğine damların eşiğine göğün karasına deryanın yakamozuna y’elin ayasına kar’ın tipisine yağmurun göz yaşına gül’ün dikenine mayalasın düş yakamdan gerçeğe gerçekten yaşama metraj metraj işte filmin işte hayat ordan başlıyor
ÇARKIN FELEĞİ FELEĞİN ÇARKI hayat garipti çok garip kimi kayığını tereyağından kimi zeytinyağından kaydırıyor kağıt gemiler yol alıyordu erimeden, batmadan dünya derya nafakası miço paçalarından akardı benim sandallarım tenekeci boş sesi geliyor uzaktan ne batıyor ne çıkıyor bildiğin fukara salat yağı nafakasına toprak toprağına başak düşerdi cam önüne dizilirdi rengine küserde küskünlüğüm açardı mor mor ben o morlar arasından feleğin çarkını çarkında pervanesini izlerdim zamanı kuruturda yastık altına saklardım sanki ,sanki zaman güneşi doğururken bana da umut doğuracak