Sibel Karagöz

Sibel Karagöz
@Syblllk
BİR SABAH
bir sabah alacağım o düşleri elinden dilinden bir sabah uykuları doğudan değil batıdan doguracağım üstelik tam kirpiklerinin dibinden saçlarının telinden dokunacağım yüreğinin küf tutmuş kapısına bir cümle belki bir türkü tutturacağım açılacak kilitsiz tüm kör kapılar kollar şimdi diyorum şimdi tam da şu an indir şu suratına astığın hüznü aç bak dolabında çiçeği pembe aşka açan neşe var çoktandır sıra bekliyor hadi giy bugün aşka açan eli eteği oynayan bir sabahı uyandıralım çayı ocağa aşkı demlenmeye simidi bakkal dursuna yumurtayı kümeste ki çilliye zeytine peynire
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
KÜSKÜN BİR SABAHI SOLUDUM
ne yA da neler oluyor, ne zaman aydınlığa, aydınlatma direğine, kapıları kapatarak günü yudumlayan bir at kişner, ne vakit tamam kör zaman, bir sürü cevapsız soru, yankılanıyor, gökte yıldız, yerde yağmur, bir sürü belkide sürü, göz, kirpiklerin ardında, bir sürü kulak, bitmek bilmeyen sessiz ağıt, içte bir ağıt, yankılanıyor zılgıt, ben sessizliğin gününü uyandırıyorum, sessiz bir soluğa saklıyorum yA da saklanıyorum, küskün bir sabahı, yeni doğmuş bebek gibi soludum, bir atın kirpiklerinden, dökülüyor ağrı, acı ve bir avaz… Sibel Karagöz #sibelkaragözşiirleri #sibel_karagoz
YABAN’CI YALNIZLIĞIM
sonunda yalnızdım perdelerinden kaldırdım üşümüş yalnızlığıma dokundum içim üşüdü ellerimden döküldü üşüyen çoçukluğum senelere metrajı bozuk Projektörden akıtırken tek tek izledim hangi kırık hangi acı hangi kör bıçak yalnızlığın dehlizlerinden ebeledi bulamadım seçemedim hepsi bir ölüm hepsi bir intihar yalnızlığım sokakları dolanmaya başladı ben peşinden süründüm yanından geçtim tanımadı görmedi duymadı yalnızlığım ve ben tanış bile olamadık yaralarımdan öpemedik karanlık bir sokağın
LÜGATI BOZUK TÜMCELER
bugün aylardan Mayıs , günlerden pazar, dillerde bir Mayıs işçi bayramı, emeğe emek veren yoksulun, yoksun’luk günü, yürek sesi kulaklarımda, dili kesik, suyu kesik, ambarı boş teneke sesinde, kimse demez ki, işçi sınıfı, memur sınıfı, bir de işşiz işçiler var ki, asıl işte onların kökten dilleri kesik, sabah olur, akşam olur, ne ocak kaynar, ne tabaktan taşar, ne ses yol alır, ne nefes soluklanır, utancın yüzünden dökülür, tüm lügatı bozuk tümceler, kim duyar, kimi kimsesi olmayan işçileri… Sibel Karagöz #sibelkaragözşiirleri #sibel_karagoz
SÜNGÜSÜZ KALDIM TANRIM
gün’aydını olmayan yarınlara doğdum bir göz açtım doğdu dediler allayıp pullayıp ezanlarla pışpışladılar annemin elinde eteğinde dünyayı tanıdım acımadı acıtmadı belki ana rahminin koruyucu zırhı vardı belki incinmeyen kalbim belki tanrının kutsanmışlığı büyüdüm zırhım düşmüş bir soğuk yel işlemiş iliklerime iliklerime bir damla yaş dökülmüş boğulmuşum kendi yaş’ımda bir buz sarmış ciğerimin tam ortasını büyüdüm gün’aydını olmayan yarınların bir de bitmeyen geceleri var selalarla öldüğüm bitiremediğim gecelerin