“Dünyadır bu her aygırdan daha aygırı, her dipsizden daha dipsizi bulunur.”
Efsuncu Baba – Hüseyin Rahmi Gürpınar
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın o tatlı mizahı yüzeyinde güldüren bir hikâye gibi görünse de, altında oldukça sert bir toplumsal eleştiri saklar. Belki de bu yüzden kitapları hâlâ güncelliğini korur. Bu kitapta onlardan birisi çok severek yer yer gülerek okudum.
Efsuncu Baba…
Büyü, simya, tılsım, define aramak, madeni altına çevirmek, yıldıznamelerle âlemin sırrını çözmek gibi heveslerin peşine düşmüş bir adam.
Her adımını bu hurafelere göre atan,
eline İstanbul’daki bütün definelerin şifreli olarak bildirildiğine inanan biri…
Ama o defineye ulaşmak için önce tılsımı çözmesi gerekir.
Tam bu uğraşların ortasında karşısına çıkan iki karakter…
Kilkor ve Agop.
Ve işte tam orada…
hikâye iyice karışır, entrika herkesi sarar.
İnsan bazen gerçeği aramak yerine,
inanmak istediği şeyin peşine düşer…
ve en büyük kaybı da orada yaşar.
Velhasıl… tılsıma değil akla sarılalım der,
okuyunuz efendim, tavsiyemdir.
Efsuncu BabaHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202010,9bin okunma
“Artık yüzü ufukta kaybolmuş olanın tek sözcüsüyüm ben, sesini hiçbir zaman kaybetmeyecek…”
Onlardan Uzakta – Laurent Mauvignier
Luc…
Kendi evinde bir yabancı gibi yaşayan,
gitmekle kalmak arasında sıkışmış, varoluşsal sancılar içinde bir çocuk…
Hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanmış,
görülmemiş, duyulmamış, ciddiye alınmamış… Ve bir gün…
bir daha dönmemek üzere gider.
Sadece evden değil… hayattan da.
Bu kısacık kitapta bir kaybın ardından yaşanan yas var. Oğlunu kaybetmiş bir ailenin hikâyesi…
Bu kitapta, konuşmanın da susmanın da aynı derecede ağır olduğu bir yerden anlatılıyor her şey. Ve insan sormadan edemiyor: Bu aile neyi beceremedi?
Sevmişlerdi belki…Ama o sevgi ulaşamamıştı.Gecikmiş, yarım kalmış, karşılık bulamamıştı. Luc’un içinde sakladığı, kimseye söyleyemediği kelimeler vardı… Ve o kelimelerle birlikte gitti.
Geriye ise…
söylenmemiş cümlelerin pişmanlığı kaldı.
Hiçbir şeyi zamanında yapamamış olmanın ağırlığı… Ve parça parça hatırlanan anılar…Görülmeden, duyulmadan yaşanmış bir yalnızlık.
Bu kitabı okurken, güncel bir olay geldi aklıma. Bir çocuğun içindeki yalnızlığın, görülmeyişin, sevgisizliğin nelere dönüşebileceğini düşündüm. Bazen bir çocuk sadece susmaz, içine kapanmaz…
içinde büyüyen bir boşlukla baş başa kalır.
Ve biz çoğu zaman o boşluğu görmeyiz.
Bu yüzden bu kitap sadece bir hikâye değil bir uyarı gibi.
Çocukları gerçekten görmek,
duymak, anlamak gerektiğini hatırlatan bir uyarı.
Bazen bir çocuğu kaybetmezsin…
onu görmeyerek yavaş yavaş yitirirsin.Bu kitapta öyle işte
Onlardan UzaktaLaurent Mauvignier · Sel Yayıncılık · 2026125 okunma
“Ve şimdi onun bakışı benim gözlerimde yaşıyor, benim bakışımda görüyor bütün bunları; onun bakışını meşgul etmiş bütün bu şeyleri, onun hayatının şeyleri olan bütün bu şeyleri.”