Profesöre parmağını sallayarak, "Bak hoca, " diyordu, "şu mumlara bak, ne romantık değil mi? Evlilik romantizmi. Oysa evlilikle ilgili değişmez trajedi şudur: Aşk geçici ama kavga ebedidir. "
"Peki yazdınız mı? " "Hayır. Çünkü anladım ki bu ülke de sorun, bilgi ya da anlayış eksikliğinden kaynaklanmıyor. Öğretebileceğiniz hiçbir şey yok. Herşeyi sizden benden iyi biliyorlar ama kötü niyetliler. Bildiklerini okuyorlar. Bu ülkede karar sistemini elinde bulunduranlara hiçbir şey yapamazsınız. Çünkü halk salak ve saf. Halkın salak olduğu bir ülkede demokrasi de diktatörlük ve seçimle gelen krallar demektir. Bu yüzden artık ülkeyle bütün bağlarımı kestim. Kimin başbakan olduğunu bile bilmiyorum. Bugünki serçe yavrusu, başbakandan daha önemli.
"Aptallar ülkesi mi? " "Evet! Aptallık bu memlekette o kadar yaygın ki kapıyı, pencereyi sıkıca kapamazsan havayla bile içeri girer. Dünyanın en bulaşıcı hastalığıdır aptallık. "
"Çapari at, bir tanesi takılsın;onu çekmeden bekle;hepsinin oltaya geldiğini göreceksin. " Sahiden de öyle olmuştu. Bir çıplak oltayı yuttu mu, ötekiler de yakalanmak için canla başla uğraşıyorlardı. Aynen insanlar gibi.
Kim, kimseyi öldürmemiş veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birini öldürürse bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. Kim onu yaşatırsa, ölümden kurtarırsa, bütün insanlığı yaşatmış gibi olur. U