Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım…
sonra umursamamayı öğrendim
olağan terk edilişleri ve hayal kırıklıklarını
hayat dört sıra çizik attı göz altlarıma
dört nasihat koydum heybeme, onlarla gömüleceğim
doğdum, büyüdüm, yenildim
geldim, gördüm, sıkıldım
sevdim, sevildim, yalan
duydum, dokundum
eyvallah
Ali Lidar…
Gene yaz gelecek, biliyorum. Ölmeyeceğim yaz gelene dek. Ölmeyeceğim, daha vakit var. Yaz gelecek. Hiç değilse bir kez daha.
Bekliyorum.
Umutsuz da yaşanabileceğini
unutmuşum…
Pınar Kür…
Şaştım, senin hançerin bu kadar mıydı varmadı yüreğime..
İçin suçlu bir deniz gibi dokunma yüreğime.
Tabansızım, aklım başımda, ellerim uyanık bir atmaca gülüşünde…