Neden böyleydi? Kendi vücudu ile ilgisi olmayan, protein, yağ, karbonhidrat ve sudan oluşan bir başkası nasıl olur da kendisini dünyanın en mutlu adamı ya da dünyanın en çok acı çeken adamı gibi hissettiriyordu? Bunun adı aşk olamazdı. Bu 3 harfle açıklanamayacak kadar derin ve acı verici bir şeydi.
Konuşulamamış ama sonuna kadar yaşanmış bir aşk..
Adam çok iyi biliyordu kafasının içinde 86 milyar nörondan oluşan bir beyin bulunmaktaydı. Bu nöronların her biri diğer binlerce nöronla sinaps adı verilen bağlantılar kurmaktaydı. Zaten beyni bu kadar mükemmel bir organ haline getiren de sinapsların sayılamayacak kadar yüksek bağlantı sayısıydı. Ama ne zaman kızı görse ya da onu hatırlatan bir şeye rastlasa sanki beynindeki 86 milyar nöron tek bir yerde sinaps yapmış gibi hissediyordu.