Duygusal zekası yüksek biri, gerçek anlamda nefret edemez. Çünkü karşısındakinin davranışlarının ardındaki ıstırabı görür. Öfkelense bile kalbinin bir köşesinde anlayış kendine yer bulur. Kızgınlık zamanla sessizleşir, yerini derin bir kavrayışa bırakır. İnsanı anlamak, affetmese bile onu yargılamaktan uzaklaştırır.
“İnsanı ağlatmayan bir çeşit üzüntü vardır. İçini boşaltan ve aynı anda hem her şeyi hem de hiçbir şeyi düşünmene neden olan bir utanç gibi, sanki artık sen değilmişsin, sanki ruhunun bir parçası çalınmış gibi.”