İnsanoğlu, doğumundan õlümüne değin kesin biçimde çok yüzlüdür. Kalp, dönen, şekil değiştiren, meyli ve mecrası sürekli değişen anlamlarına gelir. Arayışı, bitimsizdir. Bedii zevklerin, çılgın okuma eylemlerinin, seyir faaliyetlerinin, inşa etme, tasarlama, keşfetme, gezme, görme,yaşama eylemlerinin tamamı, bu bitimsiz arayışın parçalarıdır. Zevkler ve yönelişler, birbirinden bağımsız ve alâkasız konularda da olabilir. Kişi kendisini kendisi yapan öz cevheri hakkında, yarım saat bile konuşabilme becerisi gösteremez. Bitimsiz arayıştaki bu cevher yani kalp ve nefs birleşerek, bedeni ve zihni, sürekli bir koşuşturmacanın içinde yorar da yorar. Düz bir hatta yalpalamaksızın yürüdüklerini, standart ve stabil olduklarını düşünenler dahî, oradan oraya savrulup durmaktadır aslında. Buna sebep olan kalp-nefs ikilisi, bir güvercin gibidir. Uçmak, kanatlanmak, özgür olmak ister. Beden kalıbı, bu cevhere dar gelir. Cevher, bu kalıpta ebedî mahpustur. Son nefes verilip te ölündüğünde, kınından sıyrılmış bir kılıç gibi çıkar ortaya....