İmam ve hatip mektepleri açılmaktadır. İlmihal dersleri verilmektedir. Fakat gariptir ki bütün bunlar olmadığı zaman memlekette din ve mukaddesat tahrikleri yokken, şimdi bu tahrikler memleket işlerinin ve politikanın ön safına geçmiştir.
Cumhuriyet devrinde din meselesi diye vicdanlar üstünde bir baskı yoktu. Mekteplerde mecburi din dersi konmamasına sebep, Türkiye'de yeniden mezhep kavgalarına, milli birliğe ve bütünlüğe zarar verecek bir fırsat verilmek istenmeyişidir.
Arkadaşları arasında beş vakitlerini kılanlar, oruç tutanlar vardı. Ramazan ayında bir oruçlu hükümet adamı ile işi olduğu vakit, saati düşünür, "Kendisini rahatsız etmeyelim," derdi.
Atatürk, din terbiyesi meselesini bir nizama bağlamak niyetinden hiç vazgeçmemiştir. O, İslamiyet'e yok yere, haksız yere "mani-i terakki" iftirasını yapıştıran taassubun, Türk milletinin kurtuluşunu bir asır geciktiren şeriatçılığın düşmanı idi.
Kemalizm, halkı ibadetlerinde ve Tanrı 'ya inanışlarında hür bırakmıştır. Kemalizm, din terbiyesi kitaplarının basılmasına ve yayılmasına mani olmamıştır. Kemalizm, bundan başka, Anadolu ve Trakya'da çan sesi bırakmamıştır. Müslüman ülkelerinde yalnız Türkiye'dir ki bir iki şehrinin belediye hudutları dışında yalnız Müslüman köyleri, Müslüman kasabaları ve Müslüman şehirleri vardır. Bu rejime dinsiz demek için, dini Orta Çağ 'daki manasına almak lazım gelir.