Doru Yörü

Prof. Ö. L. Barkan’ın yaptığı bir araştırmada gösterdiği gibi, vakıflara hasredilen gelir kaynakları bazen sadece faizle işletilen paralardı. Yalnız Bursa’aa, âmme vakıfları idaresinde, gayri menkullerden başka faizle işletilmek üzere 3,5 milyon akçeye yakın vakfedilmiş para vardı. 1580’de, yani para devriminin başladığı dönemde, böyle vakıfların sayısı 14,5 defa artmış. Barkan, vakıf olarak tamamiyle faizle işletilen paraları yatıranların çoğunun kadı, müderris, seyyid ve askeri sınıf mensupları olduğunu bildiriyor. Bütün bunlar bize gösteriyor ki, devlet tabakasında toplum sınıflarına kıyasla çok dar bir grubun elinde büyük ölçüde bir servet birikimi ve yoğunlaşması vardı.
Sayfa 308·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yine Yahudi.
Esther Kyra adlı ve sarayda kilercibaşı olan kadının servetinin müsaderesi, padişah «siyaset»i ile olmuş bir şey değil, ulûfeli sipahi­ lerin bir isyanında olmuştur. Gümrük iltizamı işleri içinde olan bu kişinin ölümünden sonra 50 milyon akçeye varan (bugünün bir milyon dolarına yakın) nakit serveti çıkmış. Tarih yazarı Selânikî’nin dediğine göre, ayrıca 42 yerde mülk olarak ve transit mal olarak yatırılmış serveti varmış.
Sayfa 307·Kitabı okudu
Alıntı
Bu servetlerin çoğu bu parazit sınıfın elinde değerli taşlara yatırılır, çok defa saklanır ve gömülürdü. Veya sandıklarda yatardı. Padişah ve kendi adamları arasındaki servet mücadelesinde, hükümdarın elindeki «siyaset etme» hakkı sayesinde bunlar zaman zaman ortaya çıkarılır ve hâzineye dönerdi.
Sayfa 306·Kitabı okudu
Alıntı
Bunun diğer bir sonucu, devlet denen tabakadaki kişilerin birbirlerini yercesine sürekli bir çekişme, aldatma, yalan, birbirlerini mahvetme biçiminde gözüken korkunç bir orji içinde bulunmalarıdır. Vezirler, padişahlardan korkuyor, ama padişahların da onlardan ödü kopuyor.
Sayfa 305·Kitabı okudu
Alıntı
Bunun arkasından, padişahlar yine onun tamamlayıcısı olan bir usul daha icat ettiler: Azil usulü. Bir makamı alanı dört ay sonra azleder, onun yerine makamın rüşvetini ödeyen bir başkasını yollarsınız. Azledilen adama da daha aşağı bir maaş veya bir «arpalık» verir, bekletirsiniz. Bu muameleler de padişahların gelir kaynağı oluyor. «Mazul» zat gittiği yerde sırasını bekler, yahut da başkentteki klikinin mensupları vasıtasiyle başka birini bir iftira vesaire ile azlettirip onun yerini kapmaya, bunun için de yeniden rüşvet vermeye razı olur, çünkü o da git­tiği yerde bunu kârı ile çıkaracaktır.
Sayfa 303·Kitabı okudu
Alıntı