Doru Yörü

Cihat ve gaza tamamen duygusal!
Bazı padişahların fethedilmiş toprakların kaybı karşısında, halkın haline bakmadan, buraları tekrar elde etmek için savaş diye tutturması, bu hâzineye artık gelmeyecek olan gelirleri yeniden sağlamak içindi. Bunu «gaza», «cihat» gibi kışkırtıcı sözlerle kutsallaştırırlardı.
Sayfa 302·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Padişahlık, ekonomik bunalım döneminden sonra ancak büyük bir servet ile satın alınabilecek bir makam oldu. Tahta çıkmak ve orada oturmak kapıkulları ile ulemanın onaylamasına bağlı. Bunun ise fiyatı çok yüksek. Hem de nakit para ile ödenecek bir fiyat!
Sayfa 301·Kitabı okudu
Alıntı
O halde padişahlar neden o kadar servete ve altına düşkündüler? İki şey için: (a) Savaş ve fetih, (b) Tahta çıkma ve çıktıktan sonra orada oturabilme için. Biz res­miyette, padişahlığı veraset usulüne göre ve «hal ve akt» ehlinin biati ile elde edilen bir şey sanırız.
Sayfa 300·Kitabı okudu
Alıntı
Fakat birçok Batı hükümdarlarından farklı olarak, Osmanlı hükümdarları üstünde oturdukları servetleri ekonomik teşebbüslere yatırma yoluna gitmemişlerdir. Sadece cami, su yolu, medrese, sebil, çeşme, kütüphane, imarethane, Mekke ve Medine vesair yerlerdeki kutsal yerlere değerli eşya veya tamir gibi hayır ve hasenatla ilgili vakıflara servet yatırmışlardır.
Sayfa 300·Kitabı okudu
Alıntı
Evvelce anlattığım saray citadelinde merkezleşen bu güç, biri manevî, diğeri maddî iki hâzineye dayanıyordu: Birinin yeri «Hırka-i Saadet», ötekinin yeri «Enderun hâzinesi». Biri halifelik gücünün, öteki saltanat gücünün temeli. Osmanlı padişahlarının, birkaçı müstesna, hemen hepsi çok hasis, çok tutumlu, servete son derecede düşkün kimseler olarak tanınmıştır.
Sayfa 300·Kitabı okudu
Alıntı