Doru Yörü

Osmanlı tarihinde ilk kapital birikimi sürecinin kapitalist üretim sistemine geçişi başlatacak etkiyi yapamayacak şekilde oluşu, iç ve dış kapitülasyon siyasetlerinin gerektirdiği imtiyaz ve tekel usullerinin direnişli olarak, hiç değişmeden devam etmiş olmasının sonucudur. Kapital biriktirici sınıf (veya sınıflar koalisyonu) çıkarları uğruna bunları değiştirmeye çalışmadığı gibi, üstelik o usuller sayesinde var olmuştur.
Sayfa 297·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bozulma (corruption) dediğim durum, bu düzenlere en genel biçiminde şöyle gelir: Siyasal egemenlik gücünü, özel çıkarlar için kullanmak ve bunda sınıfsal çıkarlarla birlikte tutucu «servet güç düğümleri» yaratmak. Bozuk - düzen budur. Egemenlik yerini tutanların ekonomik imkânları kendi özel çıkarlarına kullanmalarım sağlayan eylemlerin meydana gelebilmesi için, devlet gücünü kullananların elinde özel çıkarda kullanılabilecek güç, servet veya servet kaynağı olması ve bunların tekelleşmesi gerekir.
Sayfa 292·Kitabı okudu
Alıntı
İçeriye mal gelişini ve değerli maden gelişini teşvik siyaseti, merkan­tilizme özgü olan kapitalist üretimle ihracatı himaye etme yolundan değerli maden cezbi görüşünden tamamiyle uzak kaldığı için devlet, millî bir ekonomi gelişimine yol hazırlayacak olan ihracat endüstrisini himaye siyasetinden Tanzimata kadar habersiz kalmıştır.
Sayfa 287·Kitabı okudu
Alıntı
Edirne’de Ermeni Artin, adının sonuna Odiç adım ekleyerek kendine Nemçe tüc­ carı Artin Odiç adiyle ticaret imtiyazı almıştı. Asım’ın dediğine göre, bu kişi «Ben Nemçeli imtiyazlıyım» diyerek vergi vermez, mallarına iç gümrükte resim ödemezdi.
Sayfa 278·Kitabı okudu
Alıntı
Tarih yazar Asım, bu konuda şunları yazıyor: «Osmanlı devleti ile ecnebi devlet, elçi ve konsolosluklarının yanında beratla göre yapan tercümanlar, bunların aileleri ve ikişer hizmetlileri vergilerden muaftılar. Bunların ev, bağ ve bahçelerinden vergi alınmazdı. Sarraf, tülbentçi vesair esnaf ve reayanın çoğu tercümanlık veya tercüman hizmetlisi olma vesilesiyle elçilere çıkar göstererek berat ve ferman alırlardı. Reâyalık geleneğine aykırı, frenkçe davranışlar icat et­mişlerdi. Bunlar eskiden oturamadıkları yerlerde, hanlar­ da, dükkânlarda esnaflık, taşralarda da kocabaşılık, mültezimlik yaparlardı. Örneğin, yeni handa müteaddit odaları olan meşhur sarraflardan Tıngıroğlu Simiyon, İnebahtı konsolosunun maiyetinde berat alarak ben himayedeyim diye tafra gösterirdi.»
Sayfa 278·Kitabı okudu
Alıntı