Doru Yörü

Kıyafet devrimi, bu ayrılıkları kaldırmak için yapılmış.
O zaman kıyafet çok önemli. Kişiler ve sınıfları kıyafetlerinden belli olacak. Müslüman, hıristiyan belli olacak (bunların da hıristiyanhğının cinsine göre farkları var). Türk, Kürt, Laz, Arnavut belli olacak. İstanbul’a mümkün olduğu kadar Kürt ve daha sonraları Arnavut sokulmamasına önem verilirdi.
Sayfa 265·Kitabı okudu
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dinde Zorlama
Osmanlı ticaret metodları iki yüzyılın ötelerine kadar direndiği için 1826’da bir ihtisap nizamnamesi yapılmıştı. Onda şöyle deniyor: «îhtisaba memur olanlar cümleden evvel beynamaz olanları, Ramazanı şerifte oruç tutma­ yanları mahalle imamlarından tahkik ederek namaz farzını eda etme, oruç tutma borcunu hatırlatacak. Dinlemeyenleri tedip...» edecek. Esnafın beş vakit namazlarını cemaat halinde kılmalarını sağlamak da muhtesibin işi. Esnafın «Ben namazımı kendi başıma kılarım» demesine pek inanılmıyor.
Sayfa 264·Kitabı okudu
Alıntı
Muhtesip ne yapar? Bir defa, tüccar ve esnaftan «ihtisabiye» denen bir resim alır. Meselâ dükkân resmi. İkincisi, tartı ve ölçüleri kontrol eder. Üçüncü yaptığı iş çok önemli: Narh fiyatlarım kontrol etmek. Dördüncüsü dinî, ahlâkî (ve tabiî siyasal) kontrol işi. Esnaf vicdanlı, Allahtan korkar, dindar adamlar olmalı. Onun için muhtesip, ticaret ve zenaat kişileri namazlarını kılarlar mı, oruçlarını tutarlar mı, kadın, oğlan peşinde olanları var mı? bunlara bakar.
Sayfa 264·Kitabı okudu
Alıntı
Halife Padişahlar, Yahudilere imtiyaz vermiş!
Nasi, Osmanlı ülkelerinden dışarıya şarap ihracının tekelini aldı. Bu şarap ticareti dev­lete gümrükte 6,000 duka gelir sağlarmış; fakat Nasi’nin kendisi bu şarap ticareti kapitülasyonundan yılda 15,000 altın kâr sağlarmış.
Sayfa 260·Kitabı okudu
Alıntı
XVIII. yüzyıl sonunda mültezim ve sarrafın çalışmasını gözü ile gören bir İngiliz gözlemci bize şu satırlarla çok iyi anlatıyor: «Bir Paşa, tayin edildiği bir vilâyete giderken yanındaki mahrem adamı, çok defa sarrafın akrabalarından biridir. Bütün para işleri onun elinden geçer. Bunların komisyon vesair avaidi büyük yekûnlar tutar. Vilâyetin gelirlerini o tesellüm eder, malları üzerinde o ticaret yapar, bu malları düşük fiyatla o satın alırdı. Her paşaya böyle sülük gibi yapışık bir sarraf temsilcisi vardır. Vali onun avucunun içindedir. Onun bütün işlerini kontrol eder, malî kaynak­ larını elinde tutar. Onu, çeşitli şiddet ve soyma eylemlerine iter; yapılan soygunculuktan ona ancak bir parça bırakır. Paşa onu atamazdı, çünkü mevkiini onun vereceği kefalete borçludur, işte, Türkiye böyle kalp bankerlerle, böyle bezirgânlarla, böyle spekülâtörlerle tahsil eder gelirlerini. Valileri, en güçlü silâhların bile delip geçemeyeceği bir malî esaret ve casuslukla çevrilidir.”
Sayfa 256·Kitabı okudu
Alıntı