Devletle toplum, hattâ devletle kendi adamları arasında yeni bir takım aracılar türemeye başladı. Daha doğrusu devlet, bu türeyenlere fırsat vermeye başladı. Fakat hepsine özgü olan yan, bunların devlet ve toplum kaynakla rından gelen serveti «kaparozlayan» kişiler olması. Bunlar toplum ve devlet gelirlerini kendilerine çevirmenin yolunu bulanlar; devletin kendilerine borçlandığı kişiler. Devlet mâliyesini hükmü altına alanlar, toplumun sağladığı gelirleri emenler. Bu, Osmanlıların, irtişa dedikleri yollarla, tefecilik ve ticaret kârı biçimlerinde işleyen mekanizmalarla oluyor.