Doru Yörü

Osmanlı devleti de, Avrupa’daki imparatorluklar gibi, bir anavatan üssüne ve bir millet temeline dayanmıyor. Osmanlı devletini yönetenlerin anavatanı kalmamıştı. Ne Türk’ten, ne Arap’tan, ne de Hıristiyan kavimlerden bir ulus kuramazlardı. «Millet» sözcüğü din ve mezhep sözcüğü demekti.
Sayfa 64·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ulusal siyasal birimlerin kurulabildiği bölgelerde feodalizm yerine kapitalizm ve şehir, burjuva ekonomisi gelişti. Bununla birlikte, tarım, endüstri, bilim, teknoloji ve yüksek eğitim alanlarında hızla ilerlemeler başladı.
Sayfa 64·Kitabı okudu
Alıntı
Osmanlı padişahlarının (daha doğrusu Selim ile Süleyman’ın) at sırtında git­ tikleri meşalelere bakın. O zaman bu ülkeler arasında doğru dürüst yol bile yok. Coğrafya ve topoğrafya bilgileri kim bilir ne kadar ilkel. Oralara kadar o kocaman, ağır toplarını dağ, dere, tepe, çamur, yağmur demeden nasıl götürmüşler? Yüz binlerce insanın malzemesi ve yiyeceği nasıl ve ne masraflarla sağlanmış?
Sayfa 62·Kitabı okudu
Alıntı
Din birliği yokmuş, çıkarlar varmış.
Selim Mısır’da altın ile ve bir de deniz meseleleriyle meşguldü. Hicaz’la ilgisi de halifelik için değil, Kızıldeniz ticaret yolu dolayısiyle. O halde, bu üç devletin üçünün de Müslüman devleti olmasına değil, ne tür devlet olduklarına bakmamız gerek. Bunların üçü de despotik devlet, savaş devleti. Bu devletlerin başındakiler, savaştan başka devlet yani güç tutmanın yolunu bilmiyorlar. Savaş, onlar için bir şık meselesi değil, organik bir zorunluluk, yani var olmalarının sebebi. Machiavelli’nin o zamanlar Avrupa hükümdarlarına tavsiye ettiği gibi, bu devletlerin hükümdarları her şeyin üstünde savaş başbuğudurlar. Bu savaş entrepreneurlerinin devleti savaşla kurulur, savaşla yürür, hâzineleri savaşla dolar, savaş için harcanır; ölümleri de savaştan olur. Kurdukları bürokrasi örgütü, hattâ adalet örgütü bile temelde savaş yaratığıdır.
Sayfa 34·Kitabı okudu
Alıntı
Osmanlı tarih yazarları ve ideologları İran’la olan savaşların meşruluğunu yorumlamanın yolunu kolay buldular. Bunu, Anadolu’da Kızılbaşlığa ve İran’da Şiîliğe karşı bir savaş şeklinde gösterdiler. O gün bugün biz de hâlâ İran’da Safavîlerle, Türkiye’de Osmanlıların kavgası­nı Şiî Sünnî kavgası diye bellemişiz. Haydi diyelim ki İran’la olanı böyle bir din kavgası idi, çünkü gerçekten bu kavganın böyle bir yanı vardı. Fakat Mısır’la olan kavgaya ne denecek? Yazarlar ve ideologlar bunda böyle bir yan bulamadıklarından fazla bir din gürültüsü yapamadılar. Sadece, dolaylı olarak bazı din yanları soktular işin içine, ama hayli sonradan.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Alıntı