Yine yeraltı, yine görünmeyen, yine kasvetli ve yine bildiğimiz Hakan Günday. İki farklı oluşumun, hayatlarının talihsiz serüvenler dizisi ve kelebek etkisi ile birbirlerine örüntülü, olağanca abartılı ama bir o kadar da gerçekçi imgelemleri ile Üstat Oğuz Atay'a saygı duruşu niteliğinde bir eser. Yeraltı edebiyatının tüm fütursuzluğu ile okuyucuya rahatsızlık veren şekilde tokat edasında atılmış kan pıhtıları var satır aralarında. İnsan doğasının yozlaşan çaresizliği her sayfada gümbür gümbür ayaklarınızı titretiyor. Yeraltı edebiyatına aşina olanların iyi bildiği, merak edenlerin mutlaka okuması, bilmeyenlerin ise bilmemeye devam etmesi gerektiğini düşündüğüm bir tavsiyedir bu kitap.