ALBERT CAMUS- YABANCI
Eserin kapak tasarımı diğer can yayınları basımdan daha kötü olmuş. Sandalye koyarak idamı simgelendiği söylenmekte bense yalnızlığı simgelediğini düşündüm ve hissettim.
Çevirmeni çok başarılı buldum. Ayça Sezen’e teşekkür ederiz. Oldukça akıcı ve düzgün bir üslup ile çevrilmiş.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Özellikle işlediği konu ve konuyu yansıtma biçimini Gabriel Garcia Marquez’e benzettim.
Eserin içerinden bahsedelim biraz; Girişinden başlamak istiyorum ya o nasıl bir giriş. ‘’Bugün annem öldü belki de dün.’’ Yani eserin girişi zaten ben geliyorum diyor. Bu güçlü girişten sonra annesi ölen bir adama patronun izin verirken mırın kırın etmesi çok garip geldi ve patrona baya sinirlendim.
Paris’te cesedi başında 3,4 gün bekleme ve vedalaşma adeti başta bana çok garip geldi. Sonrasında ise ne kadar mantıklı olduğunu vedalaşmanın önemini hissettirerek bana anlatmış oldu. Bizim kültürümüzde vedalaşma diye bir an yok ne kadar da kötü bir durum hatta kadınlar mezarlığa bile gelmiyorlar. Ne kadar yanlış bir durum olduğunu anlattığı için Albert Camus gibi yazarlar iyi ki varlar.
Bir diğer beni etkileyen konu ise annesinin cesedi yanında sigara içmenin saygı konusu olup olmadığını düşünmesi beni çok gıcık etti çünkü toplumda gerçekten bir sigaranın saygı unsuru olmasını çok sinir bozucu buluyorum.
Annesinin cenazesinin bir an önce bitmesini ve eve uyumaya gitmek istemesinin nedeninin yaşam dünyasının reel hayat ile bağdaşmaması, reel hayatta insanlar için çok önemli olan olguların kendisi için önemsiz olması bizi yargılamaya itmemeli. Annesi ile iletişimini ve geçmiş yaşamı hakkında eserde herhangi bir bilgi yok ve babası hakkında da hiçbir bilgi yok. Bu yüzden annesinin huzur evinde olması parasızlıktan diye huzur evine annesini bırakan
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma