Berke Kuruoğlu

Puan vermedi·123 syf.··
2026 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 14:18
Birinci Dünya Savaşı'nın çöllerinde yaşanan Bedevi kültürü ve Osmanlı askerlerinin yaşadıkları zorlukları konu alan Ateş Ve Güneş; Bedevi olan bir çiftin evlenirken iki taşa oturtulup, erkek '' Ben bir taşa oturdum, sen de bir taşa oturdun, Allah'ın ve Peygamberin emriyle beni erkek olarak kabul eder misin?'' Kadın '' Ben bir taşa oturdum, sen de bir taşa oturdun, seni erkek olarak kabul ediyorum.'' der. Ardından gelinin babası bir çöpü damada verir ve damat bu çöpü kafasının üstüne koyar ve bu kızınız bir çöp dahi olsa başımın üstünde yeri vardır anlamına gelir. Osmanlı askerleri çöllerde o kadar hırpalanıyordu ki cephede en önemli eksik yemek ve suydu hatta bir gün İngiliz cephelerinde konserve yemekler gören Osmanlı askerlerinden biri gece sürünerek İngiliz cephesinden konserveleri almaya gider ve bu konservelerin içinde el bombası olduğundan asker şehit olur ve Osmanlı askerleri her yemek yediğinde konserve açarken korkar hale gelir.. Gibi pasajlardan oluşur....
Ateş ve GüneşFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 2023510 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·136 syf.··
2026 44. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:02
TOPRAK ANA- CENGİZ AYMATOV Tolganay denilen yaşlı nene ile Suvankul denilen dedemizin hayat hikayelerinin ikinci dünya savaşı ile ne hale geldiğini okuyoruz. Suvankul ile Tolgonay köylerinde birbirlerine vurulu ve aşık olurlar yıllar içinde evlenir ve 3 erkek çocukları olur bu erkek çocuklardan biri evlenir ve Tolgonay tam kendine göre bir gelin bulmuş olur, tarlalarını sürmek ve geçimlerini gidermek olan bu ailenin huzurlu hayatı devam ederken İkinci Dünya Savaşı tüm huzurları bozacaktır. Tüm erkekler savaşa giderken kadınlar geride bırakılmış ve tüm iş yükü kadınlara kalmış, açlık, yoksulluk tüm bunların yanında cepheye giden erkeklerin ölüm haberleri gelir. Tüm çocuklarını kaybeden Tolganay en son eşi Suvankul’u da cepheye gönderir ve eşi de cephede can verir , gelini ve kendisi dul kalmışlardır. Tolganay ve gelini o kadar birbirlerine sığınmışlar, açlığı yokluğu ve ailelerinin kayıplarını birbirlerine yaslanarak atlatmaya çalışırlar…
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202278bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 25. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 20:52
AYFER TUNÇ-SUZAN DEFTER Girişi muazzam bir eserrrr ‘’ Ölüm seninle bir anlaşma yapalım.’’ Ölümle bir anlaşma yapsaydınız bu anlaşma ne üzerine olurdu kendime sormadım değil. Bir deftere yazdıklarımız belki de yüzyıllar sonra biri tarafından okunarak o anlar tekrardan yaşanacaktı tıpkı tıpkı ölümsüzlük gibi değil mi? Bir diğer pasajda karakterimiz olan Derya’dan gelsin ‘’Günlüğüme sürekli (‘’’’) den den koyarım hep aynı şeyleri yazarım.’’ Hangimizin hayatı yarınından daha farklı, bazılarımız her günümüzü bugün gibi yaşayalım ister bazılarıysa her yarını dünden daha güzel yaşamak ister. Burada şunu sorgulamak lazım alıştığımız rutin mi huzur verir yoksa daha iyisini bulma korkusu mu? Alıntılardan devam edelim ‘’ Uyuklamak parça parça ölmek uyumaksa yekpare ölüm’’ ne kadarda güzel demiş değil mi? Tüm yaşam boyunca bize biçilen yaşam süresinde uyku süremizi topladığımızda kim bilir kaç sene eder, kaç saat, kaç gün eder. Uyku insanlığın en büyük düşmanlığıdır sanırım. ‘’Her bilgi yalnızlığımı arttırıyor.’’ Ailenizden birinin başka bir ailesi daha olduğunu öğrenseydiniz ne yapardınız? Bunu uzun uzun düşünmek gerek kimden nefret ederdiniz ya da anlayışla mı karşılardınız? Neden ikinci bir aileye ihtiyaç duydu diye sorgulamaya cesaret edebilir miydiniz? Şu alıntının ağırlığı da bir başka idi ‘’ Mirasımdan payımı sattım eski eşimle arama deniz girsin diye Suadiye’deki evi verdim artık aramıza deniz aşırı mesafe var.’’ İlişkinin başında bir saniye uzak kalamadığımız insanlar için ilişkilerin sonunda bunları hissetmenin ağırlığını sanırım hepimiz hissetmişizdir. ‘’Karım evde bukalemun gibi olmamı istiyordu, kitap okuyamıyordum, arada sırada sulanan yaşlı bir saksı gibiydim.’’ Ne kadar ağır dimi bazen bazı evliliklerin bu durumda hala sürdürülmesine çok karşı çıkıyorum hayatta
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,3bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 27. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 12:05
BEN AMİR-SİNAN AKYÜZ Bir savaş sonrası tecavüz sonucu doğan bir çocuğun yaşadıklarını okumaya hazır mısınız? Tecavüz çocuğunu olduğunu sonradan bir sokak oyununda ‘’Çetnik piçi’’ diyen bir çocuğun kavga esnasındaki söylemiyle öğrenmesini mi konu alalım yoksa annesinin sırf tecavüz çocuğu olduğu için Ben Amirden nefret etmesine mi yanalım. Özellikle şu konu üzerinde durmak istiyorum. Ben Amir’in annesinin tecavüzden kaynaklı travmalar yaşadığını ve sadece okuyarak izleyerek bunu anlayamayacağımızda öncelikle hem fikir olmalıyız. Okuduğum bazı incelemeler de ne olursa olsun bir anne çocuğunu bırakamaz gibi yaftalamalar okudum, Ben Amirin annesi anne olmayı bırakın ne bir kadın olmayı ne de bir insan olduğunu o anları hatırlayarak düşünememekte, savaşın getirdiği acımasızlık sadece Ben Amire değil anneye de vurmuş hatta bence asıl annesine hayat ağır darbe vururken birde her gün Ben Amirle yüzleşip o anları hatırlayarak yaşamını sürdüremeyeceğine inanması ya da tecavüz edilmeden kocasının ve diğer ev sakinlerinin yaşamlarını yitirmesi üzerine hala Ben Amire nasıl sığınsın . Olayın derinliklerine indiğimizde evlerine giren sırplar anne ve babasını çocuklarının önünde soyuyorlar düşünün daha ufacık çocuksunuz anne ve babası soyuluyor çırıl çıplak ve babalarına ilişkiye girmelerini söylüyorlar çocuklarının önünde bu da yetmiyor ilişki bittikten sonra babalarının kafaları gözlerinin önünde kesiliyor hala bitmiyor annelerine tecavüz etmeye başlanıyor tüm bu olanları ben yazarken gözlerim dolmadan yazamıyorum bu acının tarifi empatisi mümkün değil… Ben Amirin annesi tüm bu olanları yaşarken olaylar onun için asla bitmiyordu gözlerini bir açıyor kardeşinin öldüğünü görüyor bir odada başka kadınlarla hapis edilmiş vaziyette tecavüz edilmeyi bekliyorlar. En acısı da bu kısımda
Ben AmirSinan Akyüz · Alfa Yayıncılık · 20231,818 okunma
Puan vermedi·84 syf.··
2026 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 21:54
KÜÇÜK ŞEYLER -SAMİPAŞAZADE SEZAİ Bir hikaye kitabı ya da durum kitabı diyebiliriz. Hikaye kitaplarını okuduktan sonra aklımda bir yerlere yer edemeseler de karakterimde yer ettiklerinden şüphem yok. Ayrıca bu eserde adıyla çok güzel örtüşmüş. Ne kadar Küçük Şeyler desek dahi konu aldığı olaylar o kadar sıradan o kadar içten ki hepimizin hayatında sürekli yer edinen ve benliğimizle baş başa kaldığımızda konuştuğumuz konular gibi hissettirdi. Kesinlikle şans verilmeli ve yıllar geçince tekrardan okunacak eserlerden biri oldu benim için...
Küçük ŞeylerSamipaşazade Sezai · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,3bin okunma