Hamit kızıltaş

Hamit kızıltaş
@THETURK
20.Bölüm Göz Göze
Güneşin battığı yere doğru ilerleyen 19 yolcu dinlenmek için kendilerini güvene alabilecekleri bir yer bulmuşlardı Yaho yaralıydı litiyu onun yaralarına baktı yolculuk boyunca yanında getirdiği şifalı otlar çürümüştü yeni bitkiler bulması gerekiyor du etrafa bakmak için gezinmeye başladı biraz ilerledikten sonra Anemonu gördü yalnız başına öylece oturuyordu ona doğru yürümeye başladı yanına doğru yaklaştı ve burada neden yanlız oturuyorsun kimse sana kötü davranmıyor sıtakisi burada yok sana bir şey diyemez bizimle yan yana olmalısın bizler seni seviyoruz dedi Anemon kafasını kaldırdı ve impakslar kendilerini gösterdiklerinde onların mavi gözlerini gören Alimi Benim lanetim olduğunu bağırıyordu dedi gördüğün gibi herkes sevmiyor diyen Anemonun yanına oturan litiyu elleriyle Anemonun yanaklarını avucunun içine aldı gözlerine iyice yaklaştı seni kimse sevmese bile ben seni seviyorum dedi Anemonun içi birden farklı duygulara kapılmıştı daha önce hiç bir kadın ona bukadar yaklaşmamıştı göz göze geldikleri o an Anemon konuşamadı kilitlendi hareket bile edemedi Litiyu hadi gel benimle şifalı bitkiler aramak için yardımına ihtiyacım var diyerek Anemonu yerinden kaldırdı birlikte yürümeye başladılar Anemon da Litiyu ya gördüğü bitkilerin bazılarının ne işe yaradığını gösterdi litiyu şaşırmıştı bunları nereden biliyorsun diye Bilge kumandan bir çok şeyi öğrendim o her zaman bana öğretirdi diye cevap verdi işlerine yarayacak otları topladıktan sonra ikisi birlikte dinlendikleri yere doğru ilerlemeye başladılar onlar yaklaştıkça diğerleri ikisine doğru bakmaya başladı beraber geliyorlardı düşünceler birlikte olduklarına yönelikti belkide öyleydi artık birlikteler di belkide değildi sadece dost olma yolunda ilk adımdı bilemiyorlardı Ama nuyan kıskanmıştı onun gibi iyi bir savaşçı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
19.Bölüm Işığa Gidenler
Umma ve dört Todanlı karanlıkta ilerlerken sıtakisi ve diğerleri gün ışığında ilerliyorlardı Umma haklıydı sıtakisi diğerlerini ölüme sürüklüyor du ormandan çıkmışlar sıcaklık tepelerine vuruyor ışık daha da çok göz kamaştırıyor du yürüdükleri yolda yaşam belirtisi yoktu ama ilerlemeye devam ediyorlardı kendi içlerinde artık sürtüşmeye başlamışlardı kimisi onlarla gitmeliydik derken kimisi geri dönmeliyiz demeye başlamıştı kimisi de ummanın haklı olduğunu karanlıkta ilerlemeleri gerektiğini söylemeye başlamıştı sıtakisi hata üstüne hata yaparken kabullenmemek için direniyordu onun liderlik etme istediği her birine zarar veriyor du sıtakisi susup devam etmelerini söyledi misanki kabilesinden susit yeter artık bize emir vermenden sıkıldım sürekli konuşup emir yağdırıyorsun burada kimsenin kabile lideri değilsin burada Anemon yok burada herkes aynı dedi sıtakisi baltasını kavradı ve ben sizlerin hiç biri ile aynı değilim ben pako kabilesinin lideri olacak kişiyim demeye başladı susit de mızrağını kaldırdı iyice gerilmişti ipler artık kopacak yer arıyordu sıtakisi baltasını savurdu ve cesaretin varsa konuşmaya devam edersin dedi bir daha savurdu baltasını susit geri adım atarak ona karşı kendini savunuyordu aslında onu yoruyordu ama kibirden gözleri görmeyen sıtakisi bunu fark edemedi baltasını sürekli savuruyor ileri doğru yürüyordu susit bu sefer geri adım atmadı ve mızrağı ile sıtakisinin bacağına hamle yaptı ve bir kesik açtı dur artık kimseyi kaybetmek istemiyoruz dedi sıtakisi baltasına yere dayıyarak ondan güç aldı ve tekrar ayağa kalktı benim kaybedecek bir şeyim yok diyerek tekrar baltasını savurmaya devam etti susit ile aynı kabileden olan ve aslında sıtakisiye genelde destek veren sonraka mızrağını aldı ve sıtakisinin arkasından fırlattı mızrak sıtakisinin
18.Bölüm Papura
Ormanın içinden ilerleyen yolcularımız yanlarında hem korktukları hemde anlam veremedikleri yakınlıkları ile impakslarla yürümeye devam ediyorlar dı Anemon'un kurduğu bağ farklıydı onlar insanlara bu denli yaklaşan varlıklar değilken bu kadar iç içe olmaları şaşırtıcıydı Todanlılar onları biliyordu ama hiç bir zaman yakalayamıyor,yaklaşamıyordu Aynı zamanda Nadirende olsa bu yırtıcı varlıklara bazen kayıplarda veriyorlardı ormanın bitişine doğru yaklaştıkça impaks lar değişik sesler çıkarmaya başlamışlardı Nuyan ve Oliv bekleyin dedi yaho'da Vantes'e durması gerektiğini söyledi bunlar neden böyle ses çıkarıyorlar baksanıza hepsi aynı yöne bakıyorlar Yaho daha iyi görüp duya bilmek için sessiz olun dedi Yaho Bu Papura diye bağırmaya başladı üzerimize geliyor herbiri ne yapacağını şaşırdı Anemon o ışıkta iyi göremez dedi    kokumuzu alıyor yan yana gelin tek hedef olalım birlikte saldıralım dedi Sözü bittiğinde Papura çoktan yaklaşmıştı bu iri cüsseli yaratık oldukça hızlıydı İmpakslar ona doğru koşmaya başladı papura ilk darbesi ile 2 impaksı ikiye bölercesine darbe vurmuştu İmpakslar yetersiz di güçsüzlerdi ona karşı Vantes Bağırdı Yaho tekrar etti saldırın diye ne yapacaklarını bilmeden hepsi koşmaya başladı etrafını sarmışlardı Papura onları görmekte zorluk çektikçe daha çok  saldırgan oluyor du her tarafından koku aldığı için hedef belirleyemiyordu Bunu fark ettiler ve etrafında dönmeye başladılar Nuyan mızrağını fırlattı ve Papuranın sırtına saplandı onun yara aldığını görmek hepsini cesaretlendirmişti evet yanına yaklaşmak ölmek demekti ama uzaktan onu yenebilirlerdi Anime'nin kokusuna odaklanıp ona doğru yöneldiğini görünce papuranın Yaho hızlıca Anime'nin üzerine atladı papuranın keskin pençelerinden onu kurtarmıştı ama sırtından yaralanmıştı onu öldürecek bir
17.Bölüm Sessiz Ölüm
Geride Kalanlar için çember iyice daralmış yiyecek ve su tükenmişti Sayıları iyice azalmış kalanların bir kısmı ise ölmek üzereydi Kabile liderleri ölmüştü Bilge Kuman daha fazla dayanamamıştı ve diğer bilgeler çocukların hepsi ölmüştü her biri sessiz ölümü tatmıştı uykularında oldukları yerde yürümeye çalışırken yada birbirlerine sarılırken Kabile üyeleri bir bir yok olmuştu artık hayatta değillerdi geriye kalanların ise sayısı 20 ile 40 arasındaydı onlarda son nefeslerini yaşıyorlardı artık bir çare bulmak için hareket edecek halleri bile yoktu 9 kabile için hazin son gelmişti seçilmiş olanlar dönmemiş yaşayacak yer bulamamışlardı onların vadiden ayrılmaları diğerlerinden daha şanslı bir hale sokmuştu onları bulamasalar bile yeni bir yaşam alanı onlardan fazla yaşayacakları kesindi şimdi bulmuş olsalar bile geri dönmeleri uzun sürecekti ve hiç biri hayatta olmayacaktı bir mucize olmazsa ama bu ölümlerden habersizlerdi bu yok oluştan habersizlerdi nesilleri sona eriyor dünya üzerinde onlara dair bir şey kalmayana kadar tükeniyorlardı açlık ve susuzluktan ölmek hiç birinin düşüneceği bir şey değildi yaşam böyle bir şeydi varlık ile yokluk arasında gidip gelen ince bir çizgi bir adım sonrası yokluk bir adım sonrası yaşam olabilecek bir oyun bilge Kuman bile bunu hayal edemezdi düşünemezdi diğer bilgeler de aynı şekilde  ve liderlerde küçükten büyüğe hepsi ölümün pençesine düşmüştü diğer kalanlar ise şanslarını arttırmak için ölen kabile üyelerinin etlerini yemişler di başka şansları yoktu ama ölülerin etlerini yiyenler diğerlerinden daha sancılı bir ölüm yaşadılar çürümüş et onların vücutlarına zarar vermişti yediklerini çıkartıyorlar yerlere düşüyorlar dı nihayetinde onlarda çok dayanamadı ve geride kalanların her biri ölmüştü artık hiç biri yaşamıyordu yaşayıp