2024''ün ilk roman kritiğini "Veronika Ölmek İstiyor" adlı eserle yapmak istedim.
Paulo Cohelho'nun 1998'de kaleme aldığı bu roman Simyacı kadar bilinmese de kıymeti sonradan anlaşılan ve günümüzde çok satanlara girmiş enteresan bir kitap. Hayatta istediği her şeyi elde etmiş, çevresinde çok sevilen, maddi anlamda her türlü imkâna sahip, mutlu bir ailesi olan bir genç kızın öyküsü bu. Veronika'ya bu açıdan baktığımızda sizlere güzel mesajlar verebileceğimi, yaşamın güzelliklerini sizlerle paylaşabileceğimi düşünmüştüm. Ancak öyle olmadı. Her şeye sahip olmak, insanı mutlu etmeye yetmiyor. Nitekim Veronika da bu yaşam tarzının akışı içinde "amaçsızlığı, anlamsızlığı, belirsizliği ve en önemlisi benliğini" sorgulamaya başlıyor. Modern insanın en büyük handikaplarından olan bu arayış, beraberinde kaçınılmaz bir gerçeği, bunalımı getiriyor.
Günümüz insanının mutlu olmak için o kadar çok sebebi var ki... Ancak ne yazık ki yersiz endişelerimiz, hırslarımız ve doymazlığımız yüzünden en güzel yıllarımızı ıskalıyoruz. Mutluluğu aramıyoruz, gelip bizi bulsun istiyoruz. Gelmeyince de hayata küsüp melankoliye teslim oluyor, daha da kötüsü, yaradanin bize verdiği can emanetini gözden çıkararak intihara teşebbüs ediyoruz. Tıpkı Veronika gibi. Veronika intihar ediyor, Veronika Ölmek İstiyor...
İnsan, yaşamın anlamsız ve değersiz olduğu fikrine nasıl kendini inandiriyorsa hiç beklemediği bir yerden bir elin uzanması ya da o hep karanlık duran ufuktan bir şafağın ışıması sonucu yeniden hayata tutunabiliyor. Bakalım Veronika için bir el uzanacak mı, bir güneş doğacak mı?
Okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Tuğba Altun