Bir İmparatorluğun Kurtuluş Reçetesi: Üç Tarz-ı Siyaset
Gençlik yıllarımda okumuş olmama rağmen, bugün 43 yaşımın olgunluğuyla tekrar okuduğumda bir kez daha gördüm ki; Akçura duymak istediklerimizi değil, olması gerekeni yazmış. Bana göre bu eser, her Türk evladının kütüphanesinde bulunması gereken bir eser.
Aslında bu bir kitaptan ziyade, tarihin en kritik virajında yazılmış dev bir "strateji raporu" gibi. Peki, ne anlatıyor bu incecik ama derin eser?
Akçura, Osmanlı’nın en zor zamanlarında masaya yumruğunu vurup şu soruyu soruyor: "Devlet elden gidiyor, peki biz hangi yoldan ilerlemeliyiz?" Ona göre önümüzde üç temel seçenek vardı:
-Herkesi bir çatı altında toplamak (Osmanlıcılık): Akçura bunun artık bir hayal olduğunu, kimsenin bu ortak kimliğe inanmadığını dürüstçe söylüyordu.Çünkü İmparatorluk çatısı altındaki milletlerin bağımsızlık arzusu artık önüne geçilemez bir noktadaydı.
-Dini birlik kurmak (İslamcılık): Akçura, bunun dış güçler nedeniyle imkansız olduğunu ve bizi dünyadan koparabileceğini savunuyordu.Öyle de oldu tarihin ilerleyen sayfalarında, bazı grupların İngilizlerle iş birliği yapması bu öngörünün ne kadar haklı olduğunu kanıtladı.
-Kendi özümüze, Türklüğe dönmek (Türkçülük): İşte Akçura’nın "En gerçekçi yol budur" dediği nokta... Bugün üzerinde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti’nin fikir temelleri, tam da bu cesur tespitle atıldı. Bu vatan, bu fikirle yeniden hayat buldu.
120 yıl öncesinden gelen bu ses, bugünü anlamak isteyen herkes için bir pusula niteliğinde. "Biz kimiz, nereden geldik ve bu devlet hangi fikir çatışmalarının içinden doğdu?" diye merak ediyorsanız, bu kısa ama dev eseri mutlaka listenize ekleyin. Akçura’nın o günkü öngörüleri, bugün neden bu sınırlarda ve bu kimlikle yaşadığımızın en net cevabıdır. Bu kitabı