Varsın her şey sonraya kalsın
Sonraya, en sonraya
Sözgelimi iki bin altı yüz kırk bir mil. Bir papatya ne kadar uzağı görebilirse
O kadar yakın kalplerimiz birbirine
Ölü bir denizi bile bir tartışmaya çevirdik
Kayaları taş devrine göre ölçtük biçtik
Kalemlerimizi kesilmiş çiçek sapları gibi attık
Kapıları açarken birbirimize ağladık
Güneşin rengi sönmüş, ay tepede büyük bir açıklıkla ortaya çıkmıştı. Henüz aktı, altın sarısına bulanmıştı. Büyük bir rahatlıkla soluk alınıyor, ıhlamurlar altında sesler, akşamın tatlılığında yumuşuyor, yankılanıyordu.
Bakmalar görüyorum bütün gün türlü Bakmalar
Pencere bakması, sabahlar bakması, yeşil otlar bakması
Hepsi de beni buluyorlar, hepsi de bir yağmur uysallığında
Gördüm suyunki yumuşak, gördüm ağacınki katı
Gördüm ama şey ! Gördüm ama nasıl! Gördüm ama bu kadar göz!...
Aynı bir gözler denizi, aynı bir o kadar canlı ..