7. Spekülatif bir çılgınlıkta başarılı bir yatırım yapmak olanak dışıdır. Çılgınlık sabit hızla giden bir yük trenine benzemez. Hızlanır, fırlar, bazen duralar, sonra tekrar hızlanır. Doğru zamanlarda inip binmek neredeyse imkânsızdır. Daha büyük bir olasılıkla, önünde durup ezileceksinizdir.
8. Spekülatif çılgınlıklanı tümü bir çöküşle sona erer. Bu çöküş öyle yıkıcıdır ki acısı yıllar hatta on yıllar boyunca dinmez. Bir çılgınlığın sona erip ermediğini anlamanın en kolay yolu bu olabilir. En basitinden, kendinize şüphelendiğiniz çılgınlığın sonunun felâket getirip getirmeyeceğini sorun. Çoğu kimse, 1995 yüksek teknoloji taşkınlığının spekülatif bir çılgınlık olduğunu söyledi. Birçok hisse mantıksız seviyelere yükseldi ama spekülasyon yeteri kadar yatırımcı cezbetmedi ve olay gerçek bir çılgınlık olabilecek derecede yaygınlaşmadı. Çöküntü geldiğinde diğer sektörlere yayılmadı ve genel piyasanın yıkılmasına da neden olmadı. Hatta iyi teknoloji şirketlerinin hisseleri kısa bir süre sonra tekrar yükselmeye başladı. Evet, bir taşkınlık ama asla gerçek bir çılgınlık değil.
Bunun tam tersi bir örnek olarak Japonya'ya bakın. Bu kitabın tamamlandığı şu günlerde ekonomi hâlâ toparlanamamış halde.
9. Çılgınlık ilerledikçe hisselere ve diğer yatırım araçlarına olan talep (ve arz) hızla büyür. Ama yeni arz olunan araçların kalitesi gittikçe düşer. İlk başlarda sadece en yüksek kaliteli lâleler kabul görüyordu. Sonlara doğru her hangi bir lâle spekülasyon için yeterliydi. 1920'li yıllarda, iyi ve büyük şirketlerin yerini yatırım ortaklıkları aldı ve hisse başına birkaç yüz Dolar'dan işlem gördü.
10. Tüm çılgınlıklar birdenbire ve çok az uyarıyla sonuçlanır. Her ne kadar çılgınlıklardan uzak kalabileceğimize inansak da işin gerçeği çılgınlıkların ancak geriye dönüp bakıldığında