Bugün bizim için yalnızca eğlendirici olabilen hayalleri keyifle mıncıklayarak böylesi "çılgın espriler" karşısında kendi sıkıcı düşünce tarzının üstünlüğünü ispata kalkışmayı küçük edebiyat sınıfına bırakabiliriz. Biz ise, bu dar kafalıların görmek istemedikleri, hayalci örtü altında her yerden fışkıran dahiyane düşünce tohumlarına ve düşüncelere sevinmeyi yeğleriz.
Bir sessizlik oldu. Sanki o kadar güçlü bir duyguyu paylaştıkları için mutluydular, belki de tesadüfen sinemada aynı koltuğa oturmuşlardı, ama bunu nasıl bilemezlerdi, çünkü bunu söylemek duygusal bir zaaf göstermek olurdu ve karşıdaki de bundan yararlanırdı.
Böyleydi partizanlık hayatı. Bugün bir arkadaşla oturup konuşursunuz, hatta yarın birlikte yapacağınız işi kararlaştırırsınız. "Yarın" gelir ve yarınla birlikte arkadaşının düşman tarafından öldürüldüğü haberi de gelir. Ve sen, sıkıp dişlerini ölümü düşünmemeye çalışırsın, çünkü ölmek için değil, sağ kalıp düşmanı ezmek için çıkmışsındır dağa...
Ben kötü bir insan değildim. Ne aksi bir adamım,ne de uysal biriyim. Ne alçağın biriyim,ne de namuslu,ne onurlu biriyim,ne bir kahramanım,ne de bir korkak. Ben hiçbir şey olamadım.