"Ben iki kez doğdum: İlkinde 1960 yılının Ocak ayında, Detroit için inanılmaz derecede dumansız bir günde kız olarak ve daha sonra tekrar 1974 yılının Ağustos ayında Petoskey’de bir acil kliniğinde, ama bu defa ergenlik çağında bir delikanlı olarak."
Bursa'dan Amerika'nın New Jersey eyaletine uzanan-Middlesex şehrine- Yunan bir ailenin kuşaklar boyunca yaşadıklarını, kitaba çarpıcı girizgahı da yapan Calliope Stephanides'in kaleminden tanık oluyorsunuz. Büyükannesi & büyükbabasının maceralı çocukluğundan itibaren adım adım gelip kendine çatıyor konu en sonunda: Hermafrodit olduğunun keşfedilmesi.
Bunu açıkça yazabiliyorum çünkü kitabın ilk cümlesinden de anlaşılıyor durum okuduğunuz üzere.
Yazardan okuduğum 2.kitap, daha uzun olmasına karşın daha çok sevdim çünkü kitabı okurken empati kurabildim, kronolojik geçişler çok sık olmasına karşın konudan kopmadım, en önemlisi de yazarın çarpıcı bir konuyu bu kadar geniş yelpazeye sahip bir biçimde aktarmış olması, sürükleyiciliği canlı tutması.
Gelgelelim çokça Türklerden bahsediliyor & olumsuz cümleler geçiyor ara ara, 3 kuşaklık bir aile ağacı anlatılırken en heyecanlı yerinde geriye dönüş olabiliyor ki konudan kopulmasa da geçiş çok hikayeye yedirilmediği için eğreti durmuş bana göre o kısımlarda, ustaca* geçiş denir ya, tam tersiydi ama bu yazar kaynaklı mıydı çevirmen kaynaklı mı bir bilgiye sahip değilim.
Kurgu mu, gerçek mi diye sorgulayarak ilerlediğim kitapları ekstra seviyorum, bu kitap da onlardan biriydi, benzer bir zevke sahipsen öneridir.
Uyarı: Cinsellik, çıplaklık betimlemeleri içeriyor.
İyi okumalar -.-
İnsanlar 1913 yılında insan olmayı bıraktı. Bu, Henry Ford’un, arabalarını hareketli bantlar üzerine yerleştirip işçilerin bu bandım hızına uygun olarak çalışmalarını istediği yıldı.
Günaydın yılın 10/10 kitabını anlatıyorum bugün size. Bu bir öneriydi & Agatha Christie'den okuduğum 20.kitaptı, unutmayacağım net.
King's Abbot kasabasında emekliliğini yaşamaya başlayan Hercule Poirot, sebze yetiştirip sıcak çikolatasını içerken türlü dedikodular kulağına gelir. Derken yan komşusu olan & kitaba adını da veren varlıklı Roger Ackroyd öldürülür, olayla ilgilenen dedektifler olmasına karşın, davaya Poirot'ın da bakması istenir.
Bu kitap, iki önemli bilgi barındırıyor araştırmalarım sonucunda;
1. Dedektif romanlarının seyrini değiştirmiş, olay örgüsü-anlatım biçimi & ters köşelerinin olması bakımından son sayfalara değin tahmin edilememesi açısından.
2. Diğer romanlarının baş dedektifi olucak olan Miss Marple'ın karakterinin temeli bu kitaptaki doktorun kız kardeşiyle atılmış oldu.
Ben çok ama çok beğendim, sonunda aşırı şaşırdım & ne?? dedim.
Çok, çok iyiydi, kaydedin & alışverişinizde sepete atın -.-