Bazen hayatta öyle karşılaşmalar olur ki, hem de hiç tanımadığımız insanlarla, bir tek sözcük bile konuşmadan, birdenbire, tek bir bakışla ilgilenmeye başlayıveririz.
Hmm... Evet... Hem her şey insanın kendi elinde, hem de insan yalnızca korkaklığı yüzünden ne fırsatlar kaçırıyor... Bu artık yadsınamaz bir gerçek, bir Belit. İlginç bir şey, acaba insanlar en çok neyden korkar? Atacakları yeni bir adımdan, kendi söyleyecekleri yeni bir sözden herhalde...
Bir devir düşünün... Öyle bir düşünün ki, padişahı, mimarı,kaptan-ı deryası,şairi,gezgini,tarihçisi,tarihin “en büyük” isimlerinden olsun.
Söz konusu etmek istediğim devrin mimarbaşısı Koca Sinan, kaptan-ı deryası Barbaros Hayreddin Paşa, şairi Baki, gezgin denizcisi Piri Reis, tarihçisi Hoca Sadüddin Efendi'dir. Tahtta ise, tahta baht katıp çağlara şan veren bir padişah oturmaktadır: Kanuni Sultan Süleyman...