Sessiz yolculuklara çıkıyorum.
Sadece kitap alıntıları ve kitaplar üzerine paylaşım yapanları takip ediyorum.
Paylaşımlarım kendime bir not niteliği taşımaktadır. Kitap dostlarına da faydası olursa tabiki şahsımı mutlu eder.
Kendi sefil çıkarlarımız, alev alev yanan şehvet duygularımız ve bizi kırık kalpli bir adama çeviren aşkımız için yapmaya hazırlandığımız berbat işleri, fırsat çıkarsa daha yüce bir amaç için yapabilmek isteriz ya hep....
"bak, bak, ölümün gözlerinin içine, insan ölümden değil, bu tek başına, benzersiz ve müstesna olma isteğinin şiddetinden korkuyor."
Anlamı: İnsan aslında “ölümden", yani yok olmaktan doğrudan korkmuyor. Asıl korku, kendine yüklediği anlamın yok olması. Yani:
“Ben özelim”
“Ben farklıyım”
“Benim bir izim olacak”
gibi düşüncelerle kurduğumuz kimlik, ölümle birlikte tamamen silinecek. Bu da insanın egosuna çok ağır geliyor.
Buradaki “benzersiz ve müstesna olma isteği”, insanın kendini sıradanlıktan kurtarma çabası. Ama ölüm, herkesi eşitliyor. Ne kadar özel hissedersen hisset, sonuç değişmiyor. İşte bu yüzden korku, ölümün kendisinden çok.