Edgar Poe, "her şiir, bir başka aleme açılmış penceredir" diyordu. Bu anlamda sanat bir kurtuluş, ebediyete bir sığınmadır. Görevi bizi değiştirmek, bize geçici olarak benliğimizin varlığını unutturmaktır. Öyle geliyor ki, hiç değilse kaynağı itibariyle onun varlık sebebi, ruhun kurtuluşunda aranmalıdır. Sanat eseri, bizi bütünüyle gerçekliğe dağıtmak suretiyle bir nevi özetler ve bütün varlığımızın kurtuluşunu sağlar.
İnsana bir zarar dokunduğu zaman yan üstü yatarak veya oturarak yahut ayakta bize yalvarır. Fakat biz onun sıkıntısını giderdiğimiz zaman, sanki kendine dokunan bir zarardan dolayı bize hiç yalvarmamış gibi, eski yoluna döner gider.
Yunus 10/12
Kuvvetler ayrılığı yoluyla, zorbalığın hükümetten uzaklaştırılabileceği ümit ediliyordu. Montesquieu, güya bütün vatandaşlara hürriyet verecek olan bir kuvvetler ayrımı tablosunu tasavvur etmişti. Fakat şu açıktır ki, bir demokraside kuvvetler ayrılığı ile hiçbir şey değişmez. Zira kuvvetler birbirinden ayrı ve bağımsız kalırsa artık devletin işleri yürümez. Şayet, aksine kuvvetler uyumlu ve işbirliği halinde çalışırlarsa, o zaman da ayrı olmaları zorbalıklarından hiçbir şey kaybettirmez. Montesquieu'nun kendi teorisine karşı yaptığı itiraz budur. O, kendi itirazına, "Devletin her türlü yolsuzluğuna çare bulmanın imkansız olduğu" ve "kuvvetler ayrılığı ilkesinin bunu sağlayacak güç ve etkinlikte olmadığı" şeklinde cevap veriyordu. Montesquieu'nün unuttuğu şey, devletin bütün sosyal bünyeyi, kendini kuran fertlerin her birisine karşı kullanacak şekilde istismar edilebileceğidir. Zira devlet tarafından temsil edilen genel irade, ferdi iradelerin devletin eline terk edilmesi anlamına gelir. Zorba haline gelen devlet, bu iradeler topluluğunu kendisine muhalif olan fert veya fertlerin karşısına diker. Böylece, devletin zorbalığı karşısında kalan fert, devlet tarafından temsil edilen toplumun bütünüyle çarpışır.
Hareket, bir isyandır. Bu, bizdeki Allah'ın bize karşı isyanıdır. Hiç isyan etmemiş olan, hiçbir zaman hareket etmemiş demektir. Her hür hareket, bir isyandır.
Kur'an'ın bir çok yerlerinde "Yaptıklarınıza karşılık olarak..." buyrularak "fiil" insana nisbet edilmiştir. İnsanın ne yapacağının Allah tarafından önceden bilinmesi ve onu kaderine yazması, insanın bu amele zorlandığı anlamına gelmez. Aksine insan o işi serbest iradesiyle ister ve kendi ihtiyarı ile yapar. Bu yüzden de sonucundan sorumlu olur.
Delilleriyle İslam İlmihali